ANASAYFA | DERNEK  | ENGLISH
Journal of Health and Nursing Management: 9 (1)
Cilt: 9  Sayı: 1 - 2022
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
Danışma Kurulu
Advisory Board

Sayfalar I - III

3.
İçindekiler
Contents

Sayfa IV

4.
Editörden
Editorial

Sayfa V

ARAŞTIRMA MAKALESI
5.
Hemşirelerin Örtük Liderlik Algıları ile Öz Liderlik Davranışları Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Evaluation of the Relationship Between Nurses’ Implicit Leadership Perceptions and Self Leadership Behaviors
Serpil Özcan, Havva Öztürk
doi: 10.54304/SHYD.2022.91885  Sayfalar 1 - 13
Amaç: Araştırma hemşirelerin örtük liderlik algısı ve öz liderlik davranışlarını etkileyen etmenleri incelemek ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Araştırma Erzurum’da bir üniversite, üç kamu ve bir özel hastanede yürütülmüştür. Evrenini 1282 hemşireden, örneklemini ise 307 hemşireden oluşmaktadır. Veriler, bilgi formu, “Örtük Liderlik Ölçeği ve Öz Liderlik Ölçeği” ile toplanmıştır.
Bulgular: Hemşirelerin örtük liderlik ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 9,41±0,78 dir. Alt boyutlardan kişisel ahlak en yüksek puan ortalamasına (9,59±0,86) ve güç ise en düşük puan ortalamasına (8,74±1,66) sahiptir. Hemşirelerin öz liderlik ölçeğinden aldıkları puan ortalaması 3,73±0,50 dir. Alt boyutlardan hatırlatıcılar belirleme en yüksek puan ortalamasına (4,00±0,78) ve kendi kendine konuşma ise en düşük puan ortalamasına (3,50±0,79) sahiptir. Bulgular sonucunda hemşirelerin örtük liderlik ve öz liderlik ölçek puanları arasında zayıf, olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,21; p<0,001).
Sonuç: Hemşirelerin örtük liderlik algılarının ve öz liderlik davranışlarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca hemşirelerin zihinlerindeki liderlik algılarının, kendilerini lider olarak görme düzeylerini az da olsa etkilediği belirlenmiştir.
Aim: The research was conducted to examine the factors affecting nurses’ implicit leadership perceptions and self-leadership behaviors and determine their relationship.
Method: The research was carried out in one university, three public, and one private hospital in Erzurum. Its population consists of 1282 nurses, and its sample consists of 307 nurses. Data were collected with the “Implicit Leadership Scale and Self-Leadership Scale” information form.
Results: The mean score of the nurses from the implicit leadership scale is 9.41±0.78. Among the sub-dimensions, personal morality has the highest mean score (9.59±0.86), and power has the lowest mean score (8.74±1.66). The mean score of the nurses on the self-leadership scale is 3.73±0.50. Among the sub-dimensions, identifying reminders has the highest mean score (4.00±0.78), and self-talk has the lowest mean score (3.50±0.79). As a result of the findings, a weak but positive statistically significant relationship was found between nurses’ implicit leadership and self-leadership scale scores (r=0.21; p<0.001).
Conclusion: It was concluded that nurses’ implicit leadership perceptions and self-leadership behaviors were high. Besides, the leadership perception within their minds has little effect on their level of self-assessment as leaders.

6.
Bir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Çalışan Hemşirelerin Otantik Liderlik Algılarının Olumlu Çalışma Ortamı Algılarına Etkisi
The Effects of the Authentic Leadership Perceptions on the Positive Work Environment Perceptions of Nurses Working at a Research and Training Hospital
Yasemin Ergün, Tuğba Uluocak Köse, Hasan Atar, Cennet Çiriş Yıldız, Birgül Kahraman
doi: 10.54304/SHYD.2022.68585  Sayfalar 14 - 26
Amaç: Araştırmanın amacı, bir eğitim ve araştırma hastanesinde hemşirelerin olumlu çalışma ortamı ile otantik liderlik algılarını belirlemek ve otantik liderlik algılarının olumlu çalışma ortamına etkilerini değerlendirmektir.
Yöntem: Kesitsel, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte olan araştırma, İstanbul’da bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 173 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırmada kişisel ve mesleki özelliklere ilişkin anket formu, “Otantik Liderlik Ölçeği” ve “Hemşirelik İş İndeksi-Hemşirelik Çalışma Ortamını Değerlendirme Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, Pearson korelasyonu ve regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir.
Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %50,3’ünün 26-35 yaş aralığında, %71,7’sinin lisans mezunu olduğu ve %21,9’unun yoğun bakım servislerinde çalıştığı belirlenmiştir. Hemşirelerin “Hemşirelik İş İndeksi Çalışma Ortamı Değerlendirme” ölçeğinin toplam puan ortalaması 2,29 ± 0,52 (1-4) ve “Otantik Liderlik” ölçeğinin toplam puan ortalaması 3,26 ± 0,78 (1-5) olarak saptanmıştır. Hemşirelik çalışma ortamı genel algı düzeyi ile otantik liderlik genel algı düzeyi arasında zayıf düzeyde olumlu bir ilişki bulunmuştur (r=0,31; p<0,001). Yapılan regresyon analizine göre otantik liderlik algıları hemşirelerin çalışma ortamı algılarının %9’nu açıklamaktadır (F=18,23; p<0,001).
Sonuç: Hemşirelerin otantik liderlik ve çalışma ortamı algılarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin otantik liderlik algıları, olumlu çalışma ortamı algılarını artırmaktadır. Yöneticinin otantik lider olarak algılanması, çalışma ortamının olumlu algılanmasına neden olmaktadır. Özellikle sağlık kuruluşlarında yöneticiler otantik liderlik becerilerini geliştirerek ve sergileyerek olumlu çalışma ortamı oluşturabilirler.
Aim: This study aims to determine the authentic leadership and positive working environment perceptions of nurses at a research and training hospital and the impact of their authentic leadership perceptions on a positive working environment.
Method: The cross-sectional, descriptive, and correlational study was conducted with 173 nurses working at a research and training hospital in Istanbul. Survey forms regarding sociodemographic data, the” Authentic Leadership Scale,” and the “Nursing Work Index-Assessment of the Nurses’ Work Environment” were used as data collection tools.
The data were evaluated using descriptive statistical methods, Pearson’s correlation, and regression analysis.
Results: Of the participants, 50.3% were aged between 26-35, 71.7% had a graduate degree, and 21.9% worked in intensive care. The nurses’ Work Environment Scale total score average and general score average of the Authentic Leadership Scale were 2,29 ± 0,52 (1-4) and 3,26 ± 0,78 (1-5), respectively. A significant correlation of weak levels in the positive direction was found between the “Assessment of the Nurses’ Work Environment” and “authentic leadership general” (r=0.31; p<0,001). According to the regression analysis, authentic leadership perceptions explain 9% of nurses’ perceptions of the working environment (F=18.23; p<0,001).
Conclusion: Nurses’ perceptions of authentic leadership and the work environment were moderate. The manager’s perception as an authentic leader leads to a positive perception of the working environment. Especially in healthcare organizations, managers can create a positive working environment by developing and demonstrating authentic leadership skills.

7.
Çocuk Hemşirelerinin Eleştirel Düşünme Eğilimleri ile Bireysel Yenilikçilik Özellikleri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi
Determining the Relationship Between Pediatric Nurses’ Critical Thinking Tendencies and Individual Innovativeness Characteristics
Pınar Bekar, Fatma Kurudirek, Duygu Arıkan
doi: 10.54304/SHYD.2022.96977  Sayfalar 27 - 36
Amaç: Bu araştırmanın amacı, çocuk hemşirelerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile bireysel yenilikçilik özellikleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.
Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı niteliğindeki araştırma Nisan-Haziran 2019 tarihleri aralığında yürütüldü. Araştırmanın evrenini, Erzurum ilinde bulunan bir kamu üniversitesi sağlık araştırma ve uygulama merkezindeki çocuk servislerinde çalışan tüm hemşireler oluşturdu. Örnekleme ise araştırmayı kabul eden ve ulaşılabilen 75 hemşire alındı. Verilerin toplanmasında, “Tanıtıcı Özellikler Formu”, “Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği” ve “Bireysel Yenilikçilik Ölçeği” kullanıldı. Verilerin analizinde frekans analizi, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H Testi ve korelasyon analizi kullanıldı.
Bulgular: Hemşirelerin genel eleştirel düşünme toplam puanı 195,68±20,53, bireysel yenilikçilik toplam puanı 62,81±7,81, bireysel yenilikçilik alt boyutları fikir önderliği 25,42±4,01, değişime direnç 26,09±4,64 ve risk alma 15,46±2,27’dir. Alınan puanlar değerlendirildiğinde hemşirelerin genel eleştirel düşünme eğilimlerinin düşük düzeyde, bireysel yenilikçi özelliklerine bakıldığında sorgulayıcı özellikler taşıdığı bulundu.
Hemşirelerin meslekte çalışma yılları ile bireysel yenilikçilik özellikleri arasında anlamlı fark olduğu saptandı (p<0,05). Hemşirelerin bireysel yenilikçilik özellikleri ile genel eleştirel düşünme eğilimleri arasında olumlu ve anlamlı bir ilişki olduğu bulundu.
Sonuç: Hemşirelerin bireysel yenilikçi özelliklerine bakıldığında kuşkucu özellikler taşıdığı, genel eleştirel düşünme eğilimlerinin de düşük düzeyde olduğu bulundu. Hemşirelerin yenilikçi ve eleştirel düşünme davranışlarının geliştirilmesi için onlara fırsatlar tanınması, yenilikçi ve eleştirel düşünmenin kurum tarafından desteklenmesi, hemşirelerin güdülenmesi, araştırma yapmalarına olanak sağlanması önerilebilir.
Aim: The study aims to determine the relationship between pediatric nurses’ critical thinking tendencies and individual innovativeness characteristics.
Method: The descriptive and correlation-seeking process was applied between April and June 2019. The study population consisted of all nurses working in pediatrics services in the government health research and application center located in Erzurum, Turkey. The sampling consisted of 75 nurses who were available and agreed to participate in the research. In the data collection, the “Introductory Characteristics Form,” California Critical Thinking Disposition Inventory,” and “Individual Innovativeness Scale” were used. In the data analysis, frequency analysis, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H-test, and correlation analysis were used.
Results: The nurses’ overall critical thinking score was 195.68±20.53, individual innovativeness total score was 62.81±7.81, and individual innovativeness sub-scale scores were 25.42±4.01 in the idea leadership sub-scale, 26.09±4.64 in the resistance to change sub-scale, and 15.46±2.27 in the risk-taking sub-scale. When the scores were evaluated, it was found that nurses have a low level of general critical thinking tendencies and have questioning characteristics in terms of individual innovativeness characteristics.
There was a significant difference between the nurses’ years in the profession and their individual innovativeness characteristics (p<0.05). It was found that there was a statistically positive and significant relationship between the individual innovativeness characteristics of the nurses and their general critical thinking tendencies.
Conclusion: When we look at the individual innovativeness characteristics of the nurses, it was found that they had questioning characteristics and that their general critical thinking tendencies were low. It can be recommended to motivate nurses to think about innovation, conduct research on motivation, and provide them opportunity, adequate time, and resources.

8.
Hemşirelik Son Sınıf Öğrencilerinin Sağlık Bakımında Bilgisayar Kullanımına Yönelik Tutumları ve İlişkili Etmenler
Attitudes of Nursing Senior Students Towards the Use of Computers in Healthcare and Related Factors
Burcu Akpınar Söylemez, Ecem Özgül, Merve Aliye Akyol, Özlem Küçükgüçlü
doi: 10.54304/SHYD.2022.56933  Sayfalar 37 - 46
Amaç: Bu çalışma, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin sağlık bakımında bilgisayar kullanımına yönelik tutumları ve ilişkili etmenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma Haziran-Temmuz 2021 tarihleri arasında bir üniversitenin hemşirelik fakültesine kayıtlı olan 162 son sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Veriler “Katılımcı Bilgi Formu” ve “Sağlık Bakımında Bilgisayar Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Sosyo-demografik veriler sayı, ortalama, yüzde ve standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin analizinde sayı, ortalama, yüzde dağılımları, bağımsız gruplarda t-testi, Mann Whitney-U testi, One-way ANOVA testi ve Pearson korelasyon testi kullanılmıştır.
Bulgular: Bu araştırmada 162 öğrencinin %67.9’u kadın, yaş ortalaması 22.43±1.50 yıldır. Öğrencilerin ölçek toplam puan ortalamaları 15.65±8.91’dir. Öğrencilerin kendilerine ait bilgisayara sahip olma durumunun (t=2.729, p<0.01), bilgisayar kullanım sıklığının (u=637.500, p<0.01), bilgisayar kullanmayı bilme düzeyinin (F=13.410, p<0.001) ve hemşirelik ile ilgili uygulamalarda bilgisayar kullanım durumunun (t=4.244, p<0.001) sağlık bakımında bilgisayar kullanımına yönelik tutumlarını etkilediği saptanmıştır.
Sonuç: Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin sağlık bakımında bilgisayar kullanımına yönelik orta düzeyde tutum sergilediği bulunmuştur. Hemşirelik öğrencilerin bu alana yönelik olumlu tutum sergilemesinin hemşirelik bakım kalitesini artıracağı, klinik veri ve çizelgelerine daha kolay erişim sağlanabileceği düşünülmektedir.
Aim: This study was conducted to determine the attitudes of nursing senior students towards the use of computers in healthcare and related factors.
Method: The descriptive and cross-sectional study was conducted with 162 senior nursing students in a faculty of nursing at a university between June and July 2021. Data were collected with the “Participant Information Form” and “Attitudes toward Computers in Healthcare Assessment Scale.” The SPSS 25.0 package program was used to evaluate the data. Socio-demographic data were given as numbers, mean, percentages, and standard deviation. Number, mean, percentage distributions, independent groups t-test, Mann Whitney-U test, One-way ANOVA test, and Pearson correlation test were used to analyze the data.
Results: In this research, 67.9% of the 162 students were females, and the mean age was 22.43±1.50 years. The mean score of the students on the scale was 15.65±8.91. Status of owning a computer (t=2.729, p<0.01), frequency of computer usage (u=637.500, p<0.01), level of knowledge in using a computer (F=13.410, p<0.001), and status of computer use in nursing practices (t=4.244, p<0.001) were found to affect attitudes of nursing students towards the use of computers in healthcare.
Conclusion: Senior nursing students were found to have a moderate attitude towards using computers in healthcare. Adopting more positive attitudes towards this area will increase the quality of nursing care and provide easier access to clinical data and charts.

9.
COVID-19 Küresel Salgını Sürecinde İç Hastalıkları Kliniklerinde Hemşire-Hemşire İş Birliğinin Belirlenmesi
Determination of Nurse-Nurse Collaboration in Medical Clinics During the COVID-19 Pandemic
Esra Çavuşoğlu, Meral Gün
doi: 10.54304/SHYD.2022.71463  Sayfalar 47 - 56
Amaç: Araştırma, COVID-19 küresel salgını sürecinde iç hastalıkları kliniklerinde hemşire-hemşire iş birliğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Araştırma tanımlayıcı niteliktedir. Araştırma örneklemini bir üniversite hastanesinin iç hastalıkları kliniklerinde çalışan 71 hemşire oluşturmuştur. Veriler kişisel bilgi formu, “Hemşire- Hemşire İş Birliği Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdeler, minimum, maksimum ve ortalama değerleri, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırmada hemşire-hemşire iş birliği ölçeği toplam puan ortalamasının yüksek olduğu (78,12±12,26) belirlendi. Hemşire-hemşire iş birliği ölçeği alt boyutlarından madde sayısı dikkate alındığında çatışma yönetimi alt boyutu (4 madde) puan ortalamasının en yüksek (13,26±1,97) olduğu, onu profesyonellik alt boyutunun (8 madde) izlediği (25,56±5,15), iletişim puan ortalamasının ise en düşük (11,52±2,02) olduğu belirlendi.
Sonuç: Araştırmada hemşire-hemşire iş birliği düzeyi yüksek olarak belirlendi.
Aim: The research was conducted to determine nurse-nurse collaboration in medical clinics during the COVID-19 pandemic.
Method: The research is descriptive, and the sample consisted of 71 nurses working in the medical clinics of a university hospital. Data were collected using a personal information form and the Nurse-Nurse Collaboration Scale. While evaluating the data, numbers and percentages, minimum, maximum, and average values, t-test, and variance analysis were used.
Results: In our research, the total mean score of the Nurse-Nurse Collaboration Scale was determined as 78.12±12.26. Considering the number of items from the Nurse-Nurse Collaboration Scale sub-dimensions, the conflict management sub-dimension (4 items) mean score was the highest (13.26±1.97), followed by the professionalism sub-dimension (8 items) (25.56± 5.15), and the mean communication score was the lowest (11.52±2.02).
Conclusion: In our study, the level of nurse-nurse collaboration was determined to be high.

10.
COVID-19 Salgın Sürecinde Tedavi Gören Hastanın Hemşirelik Bakım Algısı
Nursing Care Perceptions of Patients Treated During the COVID-19 Pandemic
Sevgi Duran, Demet Yurtsever, Handan Alan
doi: 10.54304/SHYD.2022.05925  Sayfalar 57 - 66
Amaç: Araştırma, COVID-19 Salgını sürecinde yataklı kliniklerdeki hastaların hemşirelik bakımını nasıl algıladıklarını ve bu algıda farklılık yaratan özellikleri belirlemek amacı ile yapılmıştır.
Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı tasarımda gerçekleştirilmiş ve evreni İstanbul’da bir kamu hastanesinde 10 Ağustos-10 Ekim 2020 tarihleri arasında olası/kesin COVID-19 tanısı ile yatarak tedavi gören hastalar oluşturmuştur. Örneklem hesaplanırken hastanenin iki aylık ortalama hasta sayısı baz alınarak (N=440) evreni bilinen örneklem hesabı yapılmış ve en az 205 hastanın örnekleme alınması gerektiği belirlenmiştir. Veriler “Hasta Bilgi Formu” ve ‘’Hastanın Hemşirelik Bakımını Algılayışı Ölçeği’’ kullanılarak, araştırmaya katılımda gönüllü 250 hastadan toplanmıştır.
Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların hemşirelikte bakım algısı ölçek puanı 70,05±0,51 ile yüksek bulunmuştur. Araştırmada, hastaların cinsiyet, yaş, medeni durum, öğrenim düzeyi, çalışma durumu, meslek, daha önce hastanede yatma durumuna ve kronik rahatsızlığa sahip olmasına göre hemşirelikte bakım algısı ortalama puanları arasında anlamlı fark bulunmamasına karşın, hastaların yanlarında refakatçi bulunma durumuna göre anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Hastaların yanında refakatçi bulunma durumuna bakıldığında, yanlarında refakatçi bulunmayan hastaların hemşirelikte bakım algısının daha yüksek olduğu görülmüştür.
Sonuç: Araştırma örneklemindeki hastaların, hemşirelik bakımından doyum düzeyleri yüksek bulunmuştur.
Aim: This study was conducted to determine how inpatients perceived nursing care during the COVID-19 pandemic.
Method: The research was carried out in a descriptive design. The participants consisted of inpatients with a probable/definite diagnosis of COVID-19 between 10 August and 10 October 2020 in a public hospital in Istanbul. While calculating the sample, a sample of the known universe was calculated based on the hospital’s two-month average number of patients (N=440), and it was determined that at least 205 patients should be included in the sample. The data were collected from 250 patients who volunteered to participate in the study, using the “Patient Information Form” and the “Patient Perception of Nursing Care Scale.”
Results: In the study, the participants’ patient perception of nursing care scale score was high at 70.05±0.51. No statistically significant difference was found between the average scores of nursing care perception according to patients’ gender, age, marital status, education level, employment status, profession, previous hospitalization status, and chronic illness. However, there is a significant difference between the scores of the patients that had a companion with them. Considering the distribution of the patients having companions in the hospital, it was seen that the patients who did not have a companion with them had a higher perception of nursing care.
Conclusion: It was determined that the patients participating in the study were highly satisfied with nursing care.

11.
COVID-19 Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Bireysel İş Yükü Algılarının Hasta Güvenliğine Yönelik Tutumlarına Etkisi
The Effect of Individual Workload Perceptions of Nurses Working in COVID-19 Clinics on their Attitudes towards Patient Safety
Gülhan Erkuş Küçükkelepçe, Yasemin Altınbaş, Türkan Karaca
doi: 10.54304/SHYD.2022.78942  Sayfalar 67 - 78
Amaç: Bu araştırma, COVID-19 kliniklerinde çalışan hemşirelerin bireysel iş yükü algılarının hasta güvenliğine yönelik tutumlarına etkisini araştırmayı amaçlamıştır.
Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye’de 15 Şubat-15 Nisan 2021 tarihleri arasında farklı sağlık kurumlarından COVID-19 kliniklerinde çalışan 323 hemşire oluşturmuştur. Veri toplamada bireysel iş yükü algı ölçeği ve hasta güvenliği tutum anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır.
Bulgular: Hemşirelerin bireysel iş yükü algı ölçeği puan ortalaması 98,5±18,7 ve hasta güvenliği tutum ölçeği puanı 140,2±27,5 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin bireysel iş yükü algı ölçeği ile hasta güvenliği tutum anketi puanları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı ve olumlu yöndedir. Hasta güvenliği tutum anketi, stres tanıma alt ölçeği ile bireysel iş yükü algı ölçeği, iş yükü ve işte kalma niyeti alt ölçekleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı ve olumsuz yöndedir. Hemşirelerin bireysel iş yükü algısının hasta güvenliğine yönelik tutumları üzerindeki etkisinin regresyon analizi sonucunda toplamın %53,2’sini açıkladığı bulunmuştur.
Sonuç: Araştırmadan elde edilen sonuçlar bireysel iş yükü algıları olumlu olan hemşirelerin hasta güvenliğine yönelik tutumlarının da olumlu olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçları doğrultusunda yönetici hemşirelerin hasta güvenliği gibi dinamik ve sürekli yeni bilgilere erişim gerektiren konularda çalışanların eğitim gereksiniminin giderilmesinde ve çalışanların kaynaklara erişiminde bir köprü görevi görmesi gerekmektedir. Ayrıca hemşirelerin çalışma ortamındaki iş yükü algılarını, işte kalma niyetlerini ve performanslarını etkileyen stres etmenlerinin neler olduğunu ortaya çıkararak daha derin bir anlayış kazanmak için nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
Aim: This study aimed to investigate the effect of individual workload perceptions of nurses working in COVID-19 clinics on their attitudes towards patient safety.
Method: The research was conducted in a descriptive and correlational type. The study sample consisted of 323 nurses working in COVID-19 clinics from different health institutions between February 15-April 15, 2021, in Turkey. “The Individual Workload Perception Scale” and “the “Patient Safety Attitude Questionnaire” were used for the collection of the data analyzed with descriptive statistics, correlation analysis, and multiple linear regression analysis.
Results: The nurses’ mean Individual Workload Perception Scale score was 98.5±18.7, and the Patient Safety Attitude Questionnaire score of nurses was 140.2±27.5. There was a positive and statistically significant relationship between the nurses’ Individual Workload Perception Scale and Patient Safety Attitude Questionnaire scores. A negative and statistically significant relationship was found between the Stress Recognition sub-dimension of the Patient Safety Attitude Questionnaire and the Workload and Intention to stay sub-dimensions of the Individual Workload Perception Scale. The effect of the nurses’ individual workload perception on the attitude towards patient safety accounted for 53.2% of the total as a result of the regression analysis.
Conclusion: The results obtained from the study show that nurses with positive individual workload perceptions also have positive attitudes towards patient safety. In line with the study results, nurse managers need to act as a bridge in meeting the training needs of the employees on issues requiring dynamic and continuous access to new information such as patient safety and for employees to access resources. Furthermore, it is recommended to conduct further studies using quantitative and qualitative research methods to gain a deeper understanding by revealing the stressors affecting nurses’ workload perceptions in the work environment, their intention to stay, and performance.

12.
Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğrencilerinin COVID-19’a İlişkin Bilgi, Tutum, Uygulamalarını Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi
Investigation of Knowledge, Attitude, Practice, and Affecting Factors of Health Sciences Students on COVID-19
Sevim Şen, Çağla Aydın, Hülya Nuray Bayraktar, Sema Demir
doi: 10.54304/SHYD.2022.52386  Sayfalar 79 - 88
Amaç: Bu araştırma, sağlık bilimleri fakültesi öğrencilerinin COVID-19’a ilişkin bilgi, tutum, uygulamalarını etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Araştırma, Ocak-Şubat 2021’de çevrim içi ortamda tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda gerçekleştirilmiştir. Sağlık bilimleri fakültesinde okuyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 588 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan “Bilgi Formu” ile toplanmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler bağımsız gruplarda t testi ve Anova testi kullanılarak değerlendirilmiştir.
Bulgular: Katılımcıların %32,1’inin hemşirelik bölümünde okuduğu, %96,4’ünün önlemlere uyum sağladığı, %98,6’sının COVID-19’dan korunmak amacıyla el hijyeni, sosyal mesafe ve cerrahi maske kurallarını uyguladığı saptanmıştır. Hemşirelik bölümü öğrencilerinin (F=3,023; p<0,05), kadın cinsiyetine sahip olanların (F=7,309; p<0,01), dördüncü sınıf öğrencilerinin (F=16,014; p<0,001) ve staja çıkan öğrencilerin (t=4,132; p<0,001) bilgi düzeylerinde istatiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır.
Sonuç: Araştırmanın bulguları, öğrencilerin COVID-19’a yönelik bilgi düzeyinin ortalamanın üzerinde olduğunu ve önlemlere uyum konusunda olumlu tutuma sahip olduklarını göstermiştir.
Aim: This research examined the knowledge, attitudes, practices, and influencing factors of faculty of health sciences students towards COVID-19.
Method: The research has a descriptive and cross-sectional design conducted online in January-February 2021. The study sample consisted of 588 students studying at the faculty of health sciences that agreed to participate in the research. The data were collected with the Information Form prepared by the researchers. Data were evaluated using descriptive statistical methods, independent groups t-test, and the Anova test.
Results: It was determined that 32.1% of the participants studied in the Nursing Department, 96.4% complied with the precautions, and 98.6% applied the hand hygiene, social distance, and surgical mask rules to protect from COVID-19. Statistically significant difference was found in knowledge levels of nursing department students (F=3.023; p<0.05), females (F=7.309; p<0.01), fourth-year students (F=16.014; p<0.001), and intern students (t=4.132; p<0,001).
Conclusion: The study’s findings showed that the level of knowledge students have about COVID-19 is above average, and they have a positive attitude towards compliance with the measures.

13.
COVID-19 Salgını Sürecinde Hemşirelerin İşe Devamsızlık Durumları ve Çalışma İstekliliği
Nurses’ Absenteeism and Willingness to Work During the COVID-19 Pandemic
Zibel Koç, Şule Ecevit Alpar
doi: 10.54304/SHYD.2022.70783  Sayfalar 89 - 100
Amaç: Çalışmada, hem içinde bulunduğumuz salgın sürecinin ilerleyen dönemlerini hem de gelecekte olası salgınlar için hemşirelerin devamsızlık yapma nedenlerinin incelenmesi ve hemşire yöneticilere yaşanan sorunlar konusunda bilgi sağlaması amaçlanmıştır.
Yöntem: Araştırma kesitsel ve tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi 355 hemşireden oluşmaktadır. Veriler 09-30 Aralık 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın etik kurul onayı alınmıştır.
Bulgular: Araştırmada hemşirelerin salgın döneminde on günden fazla devamsızlık yaptığı (%46,76), devamsızlık nedeniyle birimlerde sıkıntı yaşandığı (%90,42), oluşan eleman eksikliğinin fazla mesai yapılarak giderildiği (%47,85) belirlenmiştir. En sık devamsızlık nedeni sırasıyla; aile üyelerini COVID-19 enfeksiyonu bulaş etkisinde bırakma endişesi (%18,31), aşırı stres (%13,99) ve iş yükü (%12,76) olarak saptanmıştır. Salgın döneminde çalışmaya istekli olmada en çok kabul gören ölçütler sırayla; hastalanma durumunda tedavi ve bakımlarının karşılanmasının güvenceye alınması (%79,72), prim ödemesi (%79,44), bulaş riski nedeniyle çalışanlara kalacak yerin düzenlenmesi (%75,77) olarak belirtilmiştir.
Sonuç: Çalışmada salgın döneminde yapılan devamsızlık nedeniyle, çalışan diğer kişilerin fazla mesai yapmasına neden olduğu belirlenmiştir. Bilinmeyen yeni virüsle mücadelede etkili bir iş gücü sağlanması, devamsızlıkların nedenlerinin bilinmesi, yaşanan endişeleri kabul edilebilir bir düzeyde tutmak için önemlidir. Bu nedenle, hemşirelerin istekliliğini anlamak, hemşirelik iş gücü eksikliğini gidermede büyük öneme sahiptir.
Aim: The study aimed to examine the later stages of the current pandemic and the reasons for nurses’ absenteeism for possible pandemics in the future and provide information to nurse managers about the problems experienced.
Method: The research was conducted as a cross-sectional and descriptive type. The sample of the research was composed of 355 nurses. The data was collected from 9-30 December 2020. Ethics committee approval was obtained for the study.
Results: The study determined that nurses were absent for more than ten days (46.76%) during the pandemic, nurses had problems in units due to absenteeism (90.42%), and the lack of personnel in the study was eliminated by working overtime (47.85%). The most common reason for absenteeism is; anxiety about exposing family members to COVID-19 (18.31%), excessive stress (13.99%), and workload (12.76%), which have been expressed as anxiety/illness. The most accepted criteria for being willing to work during the pandemic period are; guaranteeing treatment and care in case of illness (79.72%), premium payment (79.44%), and organizing accommodation for nurses due to the risk of contamination (75.77%).
Conclusion: In the study, it was determined that absenteeism during the pandemic period caused other employees to work overtime. It is important to know the reasons for absenteeism and keep the concerns at an acceptable level to provide an effective workforce in the fight against the new unknown virus. Therefore, understanding nurses’ willingness is critical in eliminating the nursing workforce shortage.

14.
Kayseri İlinde Faaliyet Gösteren Kamu Hastanesinin Faaliyet Tabanlı Maliyet Analizi Örneği: Evde Sağlık Birimi ve Epidermolizis Bülloza Tanılı Hastalar
Example of Activity-Based Cost Analysis of a Public Hospital Operating in the Kayseri Province: Home Health Unit and Patients Diagnosed with Epidermolysis Bullosa
İsmail Altıntop, Memiş Karaca, Mustafa Öz Daş, Adem Şengül, Erhan Şimşek
doi: 10.54304/SHYD.2022.49368  Sayfalar 101 - 113
Amaç: Bu çalışma, Kayseri ilinde bulunan bir kamu hastanesinin evde sağlık hizmetleri birimindeki “Epidermolizis Bülloza” hastalarına yönelik yapılan sağlık hizmetine ait gelir ve gider kalemlerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Çalışmaya ait veriler, ilgili hastanenin kurumsal bilgi yönetim sistemi, mutemetlik, ilgili depo, satın alma, faturalandırma ve evde sağlık hizmetleri birimi ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Çalışmada, ilgili başlıklara yönelik verilen sağlık hizmetine ait giderler faaliyet tabanlı maliyet analizi yöntemi ile belirlenmiştir.
Bulgular: Çalışma kapsamında, maliyetlerin çok yüksek olduğu, özellikle işçilik giderlerinin oldukça fazla olduğu ve bu maliyetlere karşın ilgili hizmetlerin sonucunda, gelirlerin oldukça düşük olduğu saptanmıştır. Yapılan sağlık hizmeti çerçevesince Sağlık Uygulama Tebliği’ndeki fiyatların giderleri karşılamadığı ve giderlerin önemli derecede fazla olduğu bulunmuştur.
Sonuç: Çalışmada, ilgili kamu hastanesinin giderlerinin gelirlerine göre yüksek olduğu ve bu bağlamda giderleri azaltmaya ve gelirlerini arttırmaya yönelik çok yönlü önerilerde bulunulmuştur.
Aim: This study aims to determine the income and expense items of the health care provided for Epidermolysis Bullosa patients in the home health services unit of a public hospital in Kayseri.
Method: The data of this study were provided as a result of interviews with the hospital’s corporate information management system, trustee, relevant warehouse, purchasing, billing, and home health services unit. It is to determine the expense of the health service by activity-based cost analysis method.
Results: As part of the study, it was found that costs were very high, especially labor costs, and as a result of the related services, income was quite low, despite these costs. As part of the health service, it was found that the prices of the Health Implementation Communiqué did not cover expenses, and the expenses were significantly excessive.
Conclusion: In this direction, the costs of the relevant public hospital are high compared to their income, and multifaceted proposals were made to reduce expenses and increase their income.

15.
Tip 1 Diyabet Hastalığının Hasta Bakış Açısından Maliyet Analizi
Cost Analysis of Type 1 Diabetes Illness in Terms of Patient Perspectives
Meltem Sarı, Enver Bozdemir
doi: 10.54304/SHYD.2022.47550  Sayfalar 114 - 125
Amaç: Bu çalışmada, Tip 1 Diyabet hastalığından dolayı ortaya çıkan maliyetleri, hasta bakış açısından ele alarak toplam maliyetleri ve ömür boyu maliyetleri hesap edip Tip 1 Diyabet hastalığının yönetim sürecinde rol oynayan sağlık politikası yapıcılarına yol göstermektir.
Yöntem: Çalışmanın verileri, bir üniversite hastanesinde hastane bilgi sisteminden, uzman görüşü, mutemetlik, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, Sağlık Uygulama Tebliği ve hastane kayıtlarından yararlanılarak elde edilmiştir. Bu veriler doğrultusunda yıllık hasta başı toplam maliyetler ve ömür boyu maliyetler hesap edilmiştir. Çalışmada prevalans bazlı maliyet analizi yönteminden yararlanılmıştır. Ömür boyu maliyetler hesap edilirken bugünkü değer yaklaşımı kullanılmıştır.
Bulgular: Hastaların katlandığı cepten ödemelerin hasta başına yıllık maliyeti insülin pompası kullanmayana 825,15 $, insülin pompası kullanana 1.579,77 $ ve sensör kullanana ise 4.732,15 $ olduğu görülmüştür. Bir hastanın ortalama yaşam yılı 68,5 olarak dikkate alındığında her bir hasta için ömür boyu maliyetler ise insülin pompası kullanmayan 564.851,23 $ insülin pompası kullanan 1.081.418,94 $ ve sürekli kan şekeri ölçüm sistemi kullanan 3.239.447,90 $ maliyete katlanabileceği hesap edilmiştir.
Sonuç: Maliyetlerin azaltılması için hastalığın yönetimi önemlidir. Hastalığın kontrol edilemediği durumlarda hasta hipoglisemi veya hiperglisemi yaşayacak ve maliyetlerde artış meydana gelecektir. Elde edilen veriler Tip 1 Diyabetin kaynak dağılımı ve hizmet verimliliğini değerlendirmede kullanılabilir.
Aim: Cost analysis of Type 1 diabetes is important in guiding decision-makers. It aims to guide the decisions of health policy makers by calculating the costs of Type 1 diabetes as total costs and lifetime costs according to patients’ perspectives.
Method: The study data were obtained from a university hospital information system, expert opinion, fiduciary, Revolving Fund Management Directorate, Health Implementation Communiqué, and hospital records. In this study, the prevalence-based cost analysis method was used. In line with these data, annual total costs per patient and lifetime costs were calculated.
Results: It has been observed that the annual cost of out-of-pocket payments incurred by patients is $825.15 per patient for not using an insulin pump, $1,579.77 for using an insulin pump, and $4,732.15 for using a sensor. It has been calculated that it can bear costs. Considering that the average lifespan of a patient is 68.5, the lifetime costs for each patient are $564,851.23 for those who do not use an insulin pump, $1,081,418.94 for those using an insulin pump, and $3,239,447.90 for those who use a continuous blood glucose measurement system.
Conclusion: Management of the illness is important for reducing costs. If not controlled, the patient will experience hypoglycemia or hyperglycemia, and costs will increase. The resulting data can be used to evaluate the resource distribution and service efficiency of Type 1 diabetes.

16.
İntörn Hemşirelik Öğrencilerinin Meslek Seçimini Etkileyen Faktörlerin Profesyonel Değer Algıları Üzerine Etkisi: Kesitsel Bir Çalışma
Factors Affecting the Occupation Choices of Intern Nursing Students and Their Effects on Professional Value Perceptions: A Cross-Sectional Study
Fatma Er
doi: 10.54304/SHYD.2022.94103  Sayfalar 126 - 135
Amaç: Bu araştırma intörn hemşirelik öğrencilerinin meslek seçimini etkileyen faktörlerin profesyonel değer algıları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Kesitsel türde yapılan bu araştırmanın evrenini, bir kamu üniversitesi hemşirelik fakültesinde öğrenim gören intörn hemşirelik öğrencileri (N: 280) oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçim yöntemine gidilmeyip, evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak 181 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın verileri; “Kişisel Bilgi Formu, Hemşirelikte Meslek Seçimi Ölçeği ve Hemşirelerin Profesyonel Değerleri Ölçeği-Revize” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde dağılımı, ortalama, standart sapma, Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı, Basit Doğrusal Regresyon (Simple Linear Regression) Analizi ve Enter Modeli kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırmaya katılan intörn hemşirelik öğrencilerinin meslek seçiminde en etkili olan, “her zaman insanlara yardım etmek istemişimdir” (69,83±2,98) ve “hemşirelikte işsiz kalınmayacağını düşünüyorum” (61,87±3,07) maddesi olduğu belirlenmiştir. Bağımsız değişkenlerin, 0,25 etki büyüklüğünde profesyonel değer algısı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: İntörn hemşirelik öğrencilerinin meslek seçimi, profesyonel değer algılarını etkilemektedir. Bu araştırmanın sonuçları doğrultusunda; üniversite sınavına girecek öğrencilerin meslek seçimini doğru yapabilmeleri için üniversitelerin hemşirelik bölümlerinde, hemşirelik mesleği hakkında bilgi içeren programlar düzenlenebilir ve bu konuda öğrencilere rehberlik yapılabilir.
Aim: This study aimed to determine the effects of the factors affecting the occupation choices of intern nursing students on their perceptions of professional values.
Method: The population of this cross-sectional study consisted of intern nursing students (N: 280) studying at the Faculty of Nursing at a public university. No sample selection method was used in the study, aiming to reach the entire population. 181 students agreed to participate in the study. The study data were collected using a Personal Information Form, the Vocational Choices in Entering Nursing Scale, and the Nurses Professional Values Scale-Revised.
Results: In the occupation choices of the participants, the most effective factors were found to be related to the items “I have always wanted to help people” (69.83±2.98) and “I believe that one cannot become unemployed in nursing” (61.87±3.07). It was determined that the independent variables were effective on the perception of professional values with an effect size of 0.25.
Conclusions: The occupation choices of intern nursing students affect their perceptions of professional values. In line with the results of this study, to enable students who will take university exams to make the right choice of occupation, programs containing information about the nursing profession may be organized in the nursing departments of universities, and guidance can be provided in this regard.

17.
Hemşirelerde Örgütsel İntikam Niyeti: Örgüt Adalet Algısı Etkili mi?
The Organizational Revenge Intention in Nurses: Is the Organizational Justice Perception Effective?
Tuğba Öznur Yılmaz, Serap Altuntaş
doi: 10.54304/SHYD.2022.82612  Sayfalar 136 - 144
Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin örgütsel intikam niyetine sahip olup olmadıklarını belirlemek ve örgütsel adalet algısının intikam niyeti üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tasarımda gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Araştırma, bir üniversite iki Sağlık Bakanlığı hastanesi olmak üzere toplam üç hastanede görev yapan ve araştırmayı kabul eden 526 hemşire üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel İntikam Ölçeği ve Örgütsel Adalet Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır.Araştırma için kurum izinleri ve etik kurul izni alınmıştır. Veriler Haziran 2015 ile Mart 2016 arasında toplanmıştır. Veriler, Cronbach alfa katsayısı, frekans ve yüzde dağılımı, tanımlayıcı istatistikler, Pearson Momentler Çarpımı korelasyon analizi, Basit Doğrusal Regresyon analizi ve t testi ile analiz edilmiştir.
Bulgular: Araştırma verilerinin değerlendirilmesi sonucunda hemşirelerin, “dağıtım adaleti” konusunda adaletsizlik algıladıkları ancak örgütsel intikam niyetlerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte hemşirelerin örgütsel adalet algısının tüm boyutları ile örgütsel intikam niyeti arasında negatif yönde bir ilişkinin olduğu, özellikle de “etkileşimsel adalet” ve genel örgütsel adalet algısı ile örgütsel intikam niyeti arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin algıladığı etkileşimsel adaletin onların örgütsel intikam niyeti üzerinde %2, genel örgütsel adalet algısının ise % 1 oranında etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Sonuç: Araştırma sonucunda örgütsel adalet algısının hemşirelerin örgütsel intikam niyeti üzerinde çok düşük düzeyde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.
Aim: This descriptive and correlational study aims to determine whether nurses have organizational revenge intentions and evaluate the effect of organizational justice perceptions.
Method: The study was conducted on 526 nurses who accepted to participate in the research. The participants work in three hospitals: one university and two Ministry of Health hospitals. The data were collected using a personal information form, the Organizational Revenge Intention Scale (ORIS), and the Organizational Justice Perception Scale (OJPS). Institutional permissions and ethics committee permissions were obtained for the research. Data were collected from June 2015 to March 2016. Data were analyzed using the Cronbach Alpha Coefficient, frequency and percentage distribution, descriptive statistics, Pearson Product-Moment correlation analysis, Simple Linear Regression analysis, and t-test.
Results: As a result of the evaluation of the research data, it was determined that nurses perceived injustice in “distribution justice,” but their organizational revenge intentions were low. In addition, it was determined that there was a negative relationship between all dimensions of nurses’ perception of organizational justice and organizational revenge intention, especially “interactional justice” and general organizational justice perception and organizational revenge intention. It was revealed that the interactional justice perceived by the nurses was effective on their organizational revenge intention by 2% and the general organizational justice perception by 1%.
Conclusions: As a result of the research, it was revealed that the perception of organizational justice has a very low effect on the organizational revenge intention of nurses.

DERLEME
18.
Enfeksiyonların Önlenmesinde Hasta ve Hasta Yakını Katılımı Stratejisi: El Hijyeni
Patient and Patient’s Relatives Participation Strategy in the Prevention of Infections: Hand Hygiene
Meltem Dursun Engin, Şeyda Seren İntepeler
doi: 10.54304/SHYD.2022.87609  Sayfalar 145 - 152
Sağlık hizmetlerinin birden fazla meslek grubu tarafından verilmesi ve hizmet verilen kurumların karmaşık bir yapıya sahip olması nedeniyle tıbbi hatalar kaçınılmazdır. Sağlık hizmetlerinin en önemli önceliği hastaya zarar vermemektir. Bu bakımdan hasta güvenliğini sağlamak temel öncelik olarak karşımıza çıkmaktadır. Hasta ve hasta yakınlarının da ekibin bir parçası olduğu unutulmadan hasta güvenliği uygulamalarına katılımının sağlanması son derece önemlidir. Özellikle enfeksiyonların önlenmesi kapsamında hasta ve yakınlarının güvenlik önlemlerine vereceği katkı, alan yazında vurgulanmaktadır. Hastane enfeksiyonlarını engellemek için uygulanacak stratejilerden biri olan el hijyeni, uygun maliyetli ve en basit yaklaşımı içermektedir. El hijyenine öncelik verilmesi, hasta ve hasta yakınlarının katılımını sağlamada önerilmektedir. Bu bağlamda derlemenin amacı, hasta güvenliğindeki önemli konulardan biri olan enfeksiyonların önlenmesinde, hasta ve hasta yakınının katılım stratejileri arasında öncelikli olarak yer alan el hijyeni uygulamalarını alan yazın doğrultusunda tartışmaktır.
Medical errors are inevitable because health services are provided by more than one professional group and the institutions served have complex structures. The most important priority in providing healthcare services is not to harm the patient. In this regard, ensuring patient safety emerges as the main priority. It is extremely important to include patients and their relatives in patient safety practices, keeping in mind that they are a part of the team. The contribution of patients and their relatives to safety measures, especially within the scope of preventing infections, is emphasized in the literature. In the strategies to be practiced, it is recommended to prioritize hand hygiene, a simple and cost-effective way of preventing infections, with the participation of patients and their relatives to ensure empowerment. In line with the literature, this review aims to discuss hand hygiene practices, one of the important issues in patient safety, with the patient and patient relatives’ participation in strategies preventing infections.

19.
Hemşirelerin Çalışma Ortamı, Çalışma Süreleri ve Hasta-Hemşire Oranının Hemşire Sonuçlarına Etkisi: Kapsamlı Bir Literatür Derleme
Effects of Work Environment, Shift Durations, and Patient-Nurse Ratio on Nurse Outcomes: A Scoping Review
Havva Arslan Yürümezoğlu, Emine Sarıoğlu
doi: 10.54304/SHYD.2022.91259  Sayfalar 153 - 167
Amaç: Hemşire çalışma ortamı, çalışma süresi ve hasta-hemşire oranının hemşire sonuçlarına etkisi konusunda yayınlanmış çalışmaların sonuçlarını değerlendirmektir.
Yöntem: Bu kapsamlı literatür derlemede (scoping review) EBSCO, Pubmed, Cochrane Library ve ULAKBİM veri tabanlarında, “hemşire çalışma ortamı, çalışma süresi/saatleri/fazla mesai, hasta hemşire oranı, kurumdan/işten/meslekten ayrılma niyeti, devir hızı, iş doyumu/memnuniyeti, hemşire tutma, tükenmişlik” anahtar sözcükleri kullanılarak tarama yapılmıştır. Derlemeye 2000-2021 yılları arasında hakemli dergilerde yayınlanmış, çalışma ortamı, çalışma süreleri ve hasta-hemşire oranının hemşire sonuçlarına etkisini inceleyen, erişkin kliniklerde çalışan hemşirelerle yapılan araştırmalar alınmıştır.
Bulgular: Derleme kapsamına 32 çalışma alınmıştır. Bu çalışmaların sonuçları; çalışma ortamını olumlu algılayan hemşirelerin daha yüksek iş doyumu, daha düşük tükenmişlik, işten/meslekten ayrılma niyetine sahip olduğunu göstermiştir. Çalışmalarda 12 saat ve üzeri çalışan hemşirelerin yüksek düzeyde iş doyumsuzluğu, tükenmişlik ve ayrılma niyetine sahip oldukları gösterilmiştir. Bununla birlikte hasta-hemşire oranının yüksek olduğu çalışma ortamlarında hemşirelerin iş doyumsuzluğu, tükenmişlik, stres, yorgunluk, delici-kesici alet yaralanması, işe devamsızlık ve işten ayrılma niyeti oranlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: Bu derlemeye alınan iyi kalitedeki çalışma sonuçları olumlu çalışma ortamının, çalışma süresinin ve hasta-hemşire oranının düşük olmasının; iş doyumu, tükenmişlik, stres, yorgunluk, delici-kesici alet yaralanması, işe devamsızlık ve işten ayrılma niyeti üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Yönetici hemşirelerin bu sonuçları kararlarında ve karar vericileri etkileyerek sağlık politikalarının şekillenmesinde kullanmaları önerilmektedir.
Aim: This study aimed to analyze the results of published studies conducted on the effects of work environment, shift durations, and patient-nurse ratio on nurse outcomes.
Method: In this scoping review, studies conducted with nurses working in adult clinics and published in peer-reviewed journals between 2000 and 2021, in which the effects of work environment, shift durations, and patient-nurse ratio on nurse outcomes were investigated were searched in the EBSCO, PubMed, Cochrane Library, and ULAKBİM databases. Databases were screened using the following words: “nurse staffing, patient-nurse ratio, nurse work environment, shift duration, nurse outcomes, intention to leave organization/job/occupation, turnover, job satisfaction, nurse retention, and burnout.”
Results: In total, 32 studies were included in the review. These studies indicated that nurses who perceived the working environment positively had higher job satisfaction. In contrast, they had lower burnout, intention to leave the job/profession, and turnover rate. Studies have shown that nurses who work for 12 hours or more have a high level of job dissatisfaction, burnout, and intention to leave. On the other hand, a higher patient-nurse ratio is linked to more job dissatisfaction, burnout, stress, fatigue, stab wounds, absenteeism, and intention to leave the job.
Conclusion: The results of high-quality studies included in this review demonstrated that the work environment and shift durations of nurses and patient-nurse ratio positively affected job satisfaction, burnout, stress, fatigue, stab wounds, absenteeism, and intention to leave. It is recommended that nurse managers utilize these results in their decision-making process and shape health policies by influencing decision-makers.



 
Copyright © 2021 SHYD. Bu sitenin tüm hakları Yönetici Hemşireleri Derneği'ne aittir. 

LookUs & Online Makale