ANASAYFA | DERNEK  | ENGLISH
Journal of Health and Nursing Management: 9 (2)
Cilt: 9  Sayı: 2 - 2022
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
Danışma Kurulu
Advisory Board

Sayfalar I - III

3.
İçindekiler
Contents

Sayfa IV

4.
Editörden
Editorial

Sayfa V

ARAŞTIRMA MAKALESI
5.
Hemşire Akademisyenlerin Örgütsel Sessizlik Davranışları ve Etkileyen Etmenlerin Belirlenmesi
Determining the Organizational Silence Behavior of Nursing Faculty Members and Affecting Factors
Begüm Yalçın, Güzin Ayan
doi: 10.54304/SHYD.2022.28199  Sayfalar 169 - 177
Amaç: Bu araştırma, hemşire akademisyenlerin örgütsel sessizlik davranışlarını ve etkileyen etmenleri belirlemeyi amaçlamıştır.
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, Türkiye genelinde çalışan 127 hemşire öğretim elamanına çevrimiçi anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, Örgütsel Sessizlik Davranışı Ölçeği, tanımlayıcı bilgi formu ve çalışma ortamına ilişkin bilgiler ile konuşma tercihlerini kapsayan 14 soruluk veri toplama formu kullanılarak toplanmıştır.
Bulgular: Katılımcılar en yüksek ortalamayı kabullenici sessizlik alt boyutundan (3.33±.89) elde etmiş olup çoklu regresyon analizi sonucunda “akademik kariyeri olumsuz etkileneceği için sessiz kalma” seçeneğinin, örgütsel sessizlik davranış ölçeğinin tüm alt boyutlarında en fazla etkiye sahip olduğu görülmüştür.
Sonuç: Hemşire eğitimciler geleceğin hemşirelerini güçlendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Hemşireliğe değerli katkılarda bulunabilmek için tüm öğretim elemanlarının korkusuz ve örgütsel sessizliği engelleyen bir ortamda çalışması gerekmektedir. Hemşirelik mesleğini geliştirmek için dekanlar/direktörler ve politika yapıcıların açık iletişimi desteklemesi önerilmektedir.
Aim: The purpose of this study was to determine the organizational silence behaviors of nursing faculty members and the factors that influence them.
Method: This descriptive, cross-sectional study was conducted using an online survey of 127 nursing faculty members working in Turkey. The data were gathered using the Organizational Silence Behavior Scale and a 14-item survey for sociodemographic and job-related information and preferences for speaking up.
Results: The participants obtained the highest mean score from “acquiescence silence” (3.33±.89), and the result of the multiple regression analysis revealed that “remaining silent because academic career would be negatively affected” had the greatest influence on the subscales of the Organization Silence Behavior Scale.
Conclusion: Nursing faculty play an important role in empowering future nurses. To make valuable contributions to nursing, all faculty members should work in an environment without fear and inhibit organizational silence. To improve the nursing profession, deans/directors and policymakers in nursing should support open communication.

6.
Hemşireler Tarafından Klinikte Yapılan Faaliyetlerin Zaman Etüdü Yoluyla Değerlendirilmesi
Evaluation of Clinical Activities by Nurses Through Time Study
Chatitze Chousein, Manar Aslan
doi: 10.54304/SHYD.2022.99422  Sayfalar 178 - 189
Amaç: Araştırma bir devlet hastanesinde hemşirelerin çalışma zamanlarını nasıl kullandıklarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Araştırma gözlem yöntemi ile 21.01.2019-28.06.2019 tarihlerinde bir devlet hastanesinin dört kliniği seçilerek yapılmıştır. Gözlemler, araştırmacı tarafından literatür taramaları sonucu oluşturulan hemşirelerin günlük yaptıkları faaliyetlerin üç gruba (doğrudan, dolaylı ve kişisel) ayrıldığı bir forma kayıt edilerek yapılmıştır. Araştırma çocuk sağlığı ve hastalıkları servisi (8 kişi), ortopedi ve travmatoloji (7 kişi), göğüs hastalıkları (8 kişi) ve kardiyoloji-kalp damar cerrahisi (7 kişi) servislerinde çalışan lise, ön lisans ve lisans mezunu toplam 30 hemşire ile her biri üç kez gözlemlenerek yapılmıştır.
Bulgular: Gözlemler sonucunda 87 farklı ve toplam 3659 faaliyet yapılmıştır. Bu faaliyetlerin %55,1’inin doğrudan faaliyet, %16,6’sının dolaylı faaliyet ve %27,9’unun da kişisel faaliyet olduğu belirlenmiştir. En sık tekrarlanan faaliyetin arkadaşlarla sohbet etme, en çok tekrarlanan faaliyet gruplarının kişisel ve doğrudan faaliyetler olduğu, servisler arasında en fazla faaliyeti çocuk hastalıkları servisinin yaptığı görülmüştür. Eğitim durumlarına göre bakıldığında lisans mezunu hemşirelerin doğrudan, dolaylı ve kişisel faaliyetleri daha fazla gerçekleştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç: Sonuç olarak hemşirelerin uyguladıkları faaliyetlerin ve bu faaliyetlere ayırdıkları sürelerin çalıştıkları servislerdeki hastaların bakım gereksinimine ve yoğunluklarına göre değişim gösterdiği bulunmuştur.
Aim: The research was conducted to determine how nurses use their time in a state hospital.
Method: The research was conducted with the observation method in four selected wards of a provincial public hospital between 21.01.2019-28.06.2019. The observations were made by the researcher by recording the daily activities of the nurses, which were created as a result of the literature review, into three groups (direct, indirect, and personal). The research was conducted with a total of 30 high school, associate, and undergraduate graduate nurses working in the pediatric health and diseases service (8 nurse), orthopedics and traumatology (7 nurse), chest diseases (8 nurse), and cardiology and cardiovascular surgery (7 nurse) each were observed three times.
Results: As a result of the observations, 87 different activities and a total of 3659 activities were carried out. It has been determined that 55.1% of these activities are direct activities, 16.6% are indirect activities and 27.9% are personal activities. It was observed that the most frequently repeated activity was chatting with friends, the most repeated activity groups were personal and direct activities, and the most frequent activity was the pediatric service. Considering their educational status, it was concluded that nurses with undergraduate degrees perform more direct, indirect and personal activities.
Conclusion: As a result, it was found that the activities carried out by the nurses and the time they allocated to these activities varied according to the care needs and intensities of the services they worked.

7.
Uzaktan Eğitim Sürecinde Hemşirelik Öğrencilerinin Profesyonellik Tutumları ve Mesleki Yetkinliklerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Professional Attitudes and Competence of Nursing Students During the Period of Distance Education
Yıldız Denat, Muazzez Şahbaz
doi: 10.54304/SHYD.2022.66933  Sayfalar 190 - 199
Amaç: Bu çalışmanın amacı, uzaktan eğitim sürecinde hemşirelik öğrencilerinin profesyonellik tutumlarını ve mesleki yetkinliklerini değerlendirmektir.
Yöntem: Analitik kesitsel türdeki bu çalışmanın örneklemini Türkiye’nin batısındaki bir hemşirelik fakültesinin üçüncü ve dördüncü sınıfında eğitim gören 233 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, “Bilgi Formu, Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği ve Hemşirelik Öğrencileri Yetkinlik Ölçeği” ile toplanmıştır.
Bulgular: Öğrencilerin hemşirelik öğrencileri yetkinlik ölçeği toplam puanının 272,60±31,32 ve profesyonellik tutum ölçeği toplam puanının 52,67±16,54 olduğu saptanmıştır. Profesyonellik tutum ölçeğinin otonomi ve işbirliği alt boyutu ile hemşirelik öğrencileri yetkinlik ölçeğinin klinik biyomedikal bilim alt boyutu arasında, profesyonellik tutum ölçeğinin otonomi alt boyutu ile yetkinlik ölçeğinin eleştirel düşünme ve akıl yürütme alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>,05). Öğrencilerin profesyonellik tutum ölçeği ile hemşirelik öğrencileri yetkinlik ölçeği puan ortalamaları ve diğer alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı olumsuz yönde çok zayıf ve zayıf ilişki saptanmıştır (p<,001).
Sonuç: Çalışma sonucunda uzaktan eğitim sürecinin öğrencilerin mesleki yetkinliklerini etkilemediği belirlenirken, profesyonel tutumlarının gelişimini olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin profesyonel tutumlarının gelişimi adına hemşirelik eğitiminin tamamen uzaktan eğitim ile yürütülmemesi, diğer eğitim yaklaşımlarının (hibrit vb.) öğrencilerin mesleki yetkinlik ve profesyonel tutumlara etkisinin değerlendirilmesi önerilebilir.
Aim: This study aimed to evaluate the professional attitudes and competence of nursing students during the period of distance education.
Method: This is a cross-sectional analytic study. The study sample consisted of 233 students studying in the 3rd and 4th years of a Nursing Faculty in western Turkey. Data were collected with the Information Form, the Professional Attitudes Scale towards Student Nurses, and the Nursing Students Competence Scale.
Results: It was computed that the students’ Nursing Students Competence Scale total score was at 272.60±31.32, and the Professional Attitudes Scale total score was at 52.67±16.54. There was no correlation between the autonomy factor of the Professional Attitudes Scale and the Critical Thinking and Reasoning subfactors of the Student Nurse Competence Scale (p>.05), nor was there a correlation between the autonomy factor of the Professional Attitudes Scale and the cooperation factor of the Student Nurse Competence Scale and the Clinical Biomedicine subfactor. There was a statistically significant inverse correlation between the mean scores of the Professional Attitudes Scale and the Student Nurse Competence Scale and their other subfactors (p<.001).
Conclusion: As a result of the study, it was determined that while the distance education process did not affect the students’ professional competence, it negatively affected the development of their professional attitudes. In line with the results, it can be suggested that nursing education should not be carried out entirely with distance education for the purpose of developing the professional attitudes of the students. It can also be suggested that the effects of other education methods (hybrid, etc.) on the professional competence and attitudes of the students should be evaluated.

8.
1912-1958 Yılları Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu Pullarında Kullanılan Hemşire İmgesinin Toplumsal Kadın Algısına Etkisi: Doküman İncelemesi
The Effect of The Nursing Image Used in the Red Crescent and Child Welfare Agency Stamps Between 1912-1958 on the Social Perception of Women: A Review
Nesrin Özdil, Bahadır Elal, Ülkü Baykal
doi: 10.54304/SHYD.2022.29053  Sayfalar 200 - 216
Giriş: Pul, tam bağımsızlık aracı olarak, ülke içinde ve dışında devletleri temsil eden, toplumsal algıyı etkileyen sosyoekonomik göstergelerdendir. Pulların içerikleri ve mesajları iktidar tarafından belirlenmektedir. Hemşirelik mesleği, Türk toplumuna ilk kez devlet eliyle pullarla tanıtılmıştır.
Amaç: Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde basılan pullardaki hemşire figürlerinin; kullanım nedeninin, hemşire imgesinin topluma nasıl yansıtıldığının, yurt içine ve yurt dışına hangi söylemlerin aktarılmaya çalışıldığının incelenmesidir.
Yöntem: 1912-1958 yılları arasında posta pullarıyla birlikte kullanılan Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu Pullarında yer alan hemşire figürleri, doküman analizi yöntemlerinden içerik analizi ve eleştirel söylem analizi tasarımıyla incelenmiştir.
Bulgular: Kadın bir erkek ile yan yana ve eşit olarak ilk kez devlet eliyle, resmi bir evrakta hemşire olarak resmedilmiştir. Toplumda edilgen halde bulunan kadının pullarda asker, bayrak ve hemşire imgesi ile güçlendiği, çağdaş kadın imgesinin Türk toplumuna ve dünyaya hemşire figürüyle aktarıldığı görülmüştür.
Sonuç: Türk tarihinde hemşirelik devlet tarafından yüceltilerek, kadınları mesleğe yönlendirmek amacıyla hemşirelik figürü olumlu toplumsal algı oluşturmada kullanılmıştır. Ayrıca, dünyaya ve topluma kadın algısının meslek sahibi, sosyal ve ekonomik yaşama katılım sağlayan birey olarak bu pullarla aktarıldığı, hemşireliğe verilen önemi, mesleğe özendirme çalışmalarını, güç, saygı, şefkat ve güven gibi kurumlara duyulan duygu ve değerin pullarda hemşire figürleri ile aktarıldığı görülmüştür.
Introduction: Nursing and its image were introduced to Turkish society for the first time with stamps by the government.
Aim: This study aims to investigate the nurse figures and the reasons for their use, how the nurse image is reflected in society, and what discourses are intended to be communicated domestically and internationally on the stamps commemorating the end of the Ottoman Empire and the beginning of the Republic of Turkey.
Method: Nurse figures on the Red Crescent and Child Welfare Agency compassion stamps, which were used together with postage stamps between 1912-1958, are analyzed with the document analysis method and content analysis and critical discourse analysis design.
Results: It can be seen that the woman was represented in an official document as a nurse, side by side and equal with a man, for the first time by the state during the era when stamps were issued.
Conclusion: It has been seen that the perception of women in the world and society is conveyed with these stamps as an individual who has a profession and participates in social and economic life, the importance is given to nursing, the efforts to encourage the profession, the emotion and value of institutions such as power, respect, compassion, and trust are conveyed with nurse figures on the stamps.

9.
Yeni Mezun Hemşirelerin İş Yeri Zorbalığı Algıları ile Mesleki Bağlılık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi
Determining the Relationship Between Workplace Bullying Perceptions and Professional Commitment Levels Among New Graduate Nurses
Merve Tarhan, Merve Akbudak, Merve Can, Ayşenur Kale
doi: 10.54304/SHYD.2022.48303  Sayfalar 217 - 229
Amaç: Bu araştırmada, yeni mezun hemşirelerin iş yeri zorbalığı algıları ile mesleki bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı nitelikteki araştırma, Nisan-Mayıs 2021 tarihleri arasında İstanbul’da bir vakıf üniversitesi hastanesinde çalışan 126 yeni mezun hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, İş Yeri Zorbalığı Ölçeği ve Hemşirelikte Mesleğe Bağlılık Ölçeği olmak üzere üç bölümden oluşan öz bildirime dayalı bir anket formu kullanılmıştır. Veriler, tanımlayıcı testler, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis-H varyans analizi ve Spearman korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir.
Bulgular: İş yeri zorbalığı algısı ve mesleki bağlılık düzeyi, sırasıyla 54,5 (42-65) ve 63 (58-72) medyan puanları ile orta düzeyde bulunmuştur. Yönetici hemşireler tarafından az desteklenen (p<,001), sıklıkla zorbalık davranışlarına maruz kalan (p<,01) ve sıklıkla işe gitmek istemeyen (p<,001) yeni mezunların, iş yeri zorbalığı algılarının anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. İş yeri zorbalığı algısı ile mesleki bağlılık düzeyi arasında olumsuz yönlü, zayıf ilişki saptanmıştır (rs=-,32; p<,001).
Sonuç: Araştırmanın sonuçları; yeni mezun hemşirelerin iş yeri zorbalığı algılarının, mesleki bağlılık düzeylerini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir. Yönetici hemşireler başta olmak üzere tüm sağlık profesyonellerinin mesleki yaşama geçiş konusunda bilinçlendirilmesi ve iş yeri zorbalığının çok boyutlu yaklaşımlar ile önlenmesi, sağlık bakım sisteminde hemşire insan gücünün devamlılığı bakımından önemli olmaktadır.
Aim: This study aimed to determine the relationship between new graduate nurses’ perceptions of workplace bullying and their levels of professional commitment.
Methods: The descriptive-correlational study was conducted with 126 new graduate nurses between April and May 2021 in a foundation university hospital, İstanbul. Data were gathered using a self-administered questionnaire with three sections: A personal information form, a Workplace Bullying Scale, and a Nursing Professional Commitment Scale. The data were analyzed using descriptive tests, the Mann-Whitney U test, the Kruskal-Wallis H analysis of variance, and the Spearman correlation analysis.
Results: Workplace bullying perceptions and professional commitment levels among new graduate nurses were moderate, with median scores of 54.5 (42-65) and 63 (58-72), respectively. New university graduates who were rarely supported by their managers (p<.001), often bullied (p<.01), and often did not want to go to work (p<.001) were significantly more likely to perceive workplace bullying. A weak, negative correlation was found between perceptions of workplace bullying and level of job engagement (rs=-.32; p<.001).
Conclusion: The results indicated that workplace bullying perceptions negatively affected the professional commitment levels among new graduate nurses. For the continuity of nursing human resources in the healthcare system, it is crucial to raise the awareness of health professionals, particularly nurse managers, about the transition and prevent workplace bullying through a multidimensional approach.

10.
Küresel Salgın Sürecindeki Hemşirelik Haftasında Paylaşılan Türkçe Twitter İletilerinin Duygu Analizi
A Sentiment Analysis of Turkish Tweets Shared in Nursing Week During the Pandemic
Muzaffer Berna Doğan, Volkan Oban, Gül Dikeç
doi: 10.54304/SHYD.2022.20053  Sayfalar 230 - 238
Amaç: Bu çalışmanın amacı, COVID-19 küresel salgını sürecinde hemşirelik haftasını da içeren iki haftalık bir dönemde hemşirelikle ilgili Türkçe iletilerin (tweet) yapay zekâ tabanlı duygu analizini yapmaktır.
Yöntem: Çalışma retrospektif, tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Türkçe iletiler 04-19 Mayıs 2021 tarihleri arasında “hemşire, hemşirelik, hemşirelik haftası” anahtar sözcükleri kullanılarak, Python Library Tweepy ile analiz edilmiştir.
Bulgular: Toplam 24.944 ileti belirlenmiştir. Yapay zekaya dayalı duygu analizi gerçekleştirilen çalışmanın sonucunda, hemşirelikle ilgili iletilerin genellikle yansız/tarafsız duygular içerdiği görülmüştür. Olumsuz iletilerde sıklıkla hemşirelerin yaşadığı sorunlar dile getirilmiştir. İletilerde belirtilen sorunların; hemşireliğin toplumsal cinsiyet algısı, hemşireliğin profesyonelliği, salgın döneminde tükenmişlik, düşük maaşlar, hemşirelik işgücünün yetersizliği ve eşitsizlikler, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve hemşire ölümleri vb. ilgili olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: Toplumun hemşireliğe yönelik algısı, hemşirelik sorunları, hemşirelik mesleğinin kimliği, profesyonelliği ve görünürlüğü ile ilgili farkındalığın artırılması için sosyal medya uygulamalarının kullanılması önerilebilir.
Aim: This study aimed to conduct an artificial intelligence-based sentiment analysis of Turkish tweets about nursing during the nursing week during the COVID-19 pandemic.
Method: This is a retrospective descriptive survey. Between May 4 and May 19, 2021, Turkish tweets were analyzed using the Python library Tweepy. The search terms “nurse, nursing, and nursing week” were used to analyzed tweets for their positivity, neutrality, or negativity.
Results: The analysis of 24,944 tweets revealed that tweets frequently express neutral emotions. The negative tweets frequently discussed issues such as societal gender perception, professionalism, burnout during the pandemic, salaries, inadequate nursing workforce, inequalities, violence against healthcare professionals, and the deaths of nurses.
Conclusions: Social media applications can be recommended as important tools for raising awareness of the nursing profession identity, professionalism, visibility, and the perception of society towards nursing, nursing problems, and recommendations for solutions.

11.
Hemşirelerin Farklılık Yönetimi Algısının Örgütsel Mutluluk Düzeyleri Üzerine Etkisi
The Effect of Nurses’ Perception of Diversity Management on Organizational Happiness Levels
Tuğba Akman, Serap Altuntaş
doi: 10.54304/SHYD.2022.00821  Sayfalar 239 - 249
Amaç: Araştırma hemşirelerin farklılık yönetimine ilişkin algılarının örgütsel mutluluk düzeyleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tasarımda gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Araştırma verileri, Aralık 2019- Şubat 2021 tarihleri arasında Ankara İl merkezinde bulunan üç hastanede çalışan 204 gönüllü hemşireden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu”, “Farklılıkların Yönetimi Ölçeği” ve “Örgütsel Mutluluk Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma için etik kurul izni ve kurum izinleri alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde frekans ve yüzde dağılımı, tanımlayıcı istatistikler, Pearson momentler çarpımı korelasyon analizi, Lineer regresyon analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis H testi, LSD Post Hoc testi ve Cronbach alfa analizinden yararlanılmıştır.
Bulgular: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre hemşirelerin farklılıkların yönetimine ilişkin algılarının orta düzeyde (Ort±SS=98,32±22,16) ve en olumsuz algıladıkları boyutun bireysel tutum ve davranışlar (Ort±SS =13,24±3,24) olduğu; örgütsel mutluluk düzeylerinin de orta düzeyde (Ort±SS=94,43±22,25) olduğu saptanmıştır. Farklılıkların yönetimi ölçeği ve tüm alt boyutları ile örgütsel mutluluk ölçeği ve tüm alt boyutları arasında olumlu yönde ve çok ileri derecede anlamlı ilişkilerin olduğu (p<,001) ve hemşirelerin farklılık yönetimi algılarının örgütsel mutluluk düzeylerini olumlu yönde etkilediği (R=.525, R2=.275, p<,05), farklılık yönetimi algısının hemşirelerin örgütsel mutluluk düzeylerinin toplam varyansının % 28’ini açıkladığı belirlenmiştir.
Sonuç: Araştırma sonucunda, hemşirelerin farklılık yönetimi algılarının ve örgütsel mutluluk düzeylerinin orta düzeyde olduğu, farklılık yönetimi algılarının örgütsel mutluluklarını olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Aim: This study aims to determine how nurses’ perceptions of diversity management influence their organizational happiness.
Method: A descriptive, cross-sectional, and relational design was used in this study. The research was carried out between November 2019 and June 2021. The data were collected from 204 volunteer nurses working in three hospitals in the city center of Ankara between December 2019 and February 2021. “Personal Information Form”, “Diversity Management Scale” and “Organizational Happiness Scale” were used as data collection tools. Ethics committee permission and institutional permissions were obtained for the research. Frequency and percentage distribution, descriptive statistics, Pearson product moments correlation analysis, Linear regression analysis, t-test, one-way analysis of variance, Kruskal Wallis H test, LSD Post Hoc test, and Cronbach alpha analysis were used in the evaluation of the data.
Results: According to the findings obtained from the research; The nurses’ perceptions of the management of differences were moderate (Mean±SD=98.32±22.16), the dimension they perceived most negatively was individual attitudes and behaviors (Mean±SD=13.24±3.24), and their organizational happiness level was moderate (Mean±SD=94.43±22.25). It was discovered that there are positive and highly significant relationships between the diversity management scale and all of its sub-dimensions and the organizational happiness scale and all of its sub-dimensions (p<0.001), and that nurses’ perceptions of diversity management have a positive effect on their organizational happiness levels (R=.525, R2=.275, p<.05). Furthermore, the perception of the management of differences accounted for 28% of the total variance of the organizational happiness scale.
Conclusion: As a result of the research, it was revealed that the nurses’ perceptions of diversity management and organizational happiness levels were moderate; their perceptions of diversity management positively affected their organizational happiness.

12.
Hemşirelik Öğrencilerinin Mobil Öğrenme Hazır Bulunuşluk ve Bireysel Yenilikçilik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Investigation of the Relationship Between Mobile Learning Readiness and Individual Innovativeness in Nursing Students
Nursemin Ünal, Betül Tosun
doi: 10.54304/SHYD.2022.73645  Sayfalar 250 - 260
Amaç: Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin mobil öğrenme hazır bulunuşluk ve bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Araştırma, 18 Aralık 2019-18 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören ve araştırmaya katılmayı kabul eden 277 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma verileri; “Öğrenci Tanıtıcı Bilgi Formu”, “Bireysel Yenilikçilik Ölçeği” ve “Mobil Öğrenme Hazır Bulunuşluk Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır.
Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21,77± 2,28 yıl olup, %72,20’si (n=200) yenilikçilik ile ilgili konferans/seminere katılmadığını, %75,50’si (n=209) hemşirelikle ilgili yenilikleri izlediğini ve %70’i (n=194) yenilikleri izlemek için interneti kullandığını belirtmiştir. Hemşirelikle ilgili yenilikleri izleyen öğrencilerin bireysel yenilikçilik ve mobil öğrenme hazır bulunuşluk düzeyi, izlemeyenlere göre yüksek saptanmıştır. Mobil öğrenme hazır bulunuşluk düzeyini etkileyen diğer değişkenin ise sınıf düzeyi olduğu görülmüştür (p<,05). Bireysel yenilikçilik ve mobil öğrenme hazır bulunuşluk puan ortalamaları arasında, olumlu yönde orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin mobil öğrenme hazır bulunuşluk ölçeği alt boyut puanları incelendiğinde, en yüksek puanı mobil öz yeterlilik alt boyutunda aldıkları belirlenmiştir. Bireysel yenilikçilik davranışlarına göre öğrenci dağılımının en çok “kuşkucu” boyutunda olduğu saptanmıştır.
Sonuç: Hemşirelik eğitim programlarında, yenilikçiliği destekleyen mobil öğrenme yöntemlerinin kullanılması, mesleki eğitimde görev alan eğitimcilerin kendilerini bu konuda geliştirmeleri ve etkin öğrenme yöntemlerini kullanılmaları önerilmektedir.
Aim: The purpose of this study was to examine the relationship between nursing students’ mobile learning readiness and their individual innovativeness.
Method: The study was conducted from 18 December 2019 to 18 February 2020. The study sample was volunteering nursing students who were educated in a foundation university (n=277). The data were collected by using “Student Information Form”, “Individual Innovativeness Scale” and “Mobile Learning Readiness Scale”.
Results: The average age of the students was 21.77± 2.28 years. Of them, 72.20% (n=200) reported not having attended any conference/seminar on innovation. However, 75.50% of them (n=209) followed nursing innovation and 70.00% (n=194) used the Internet to follow nursing innovation. The level of individual innovativeness and mobile learning readiness of the students who follow the innovations related to nursing is higher than those who do not. The class level of nursing students was another variable affecting mobile learning readiness (p<,05). A positive, mild significant relation was found between the mean individual innovativeness score and the mean mobile learning readiness score. The students got the highest score in the “mobile self-efficacy” sub-dimension, and the individual innovativeness category with the highest distribution is the “late majority”.
Conclusion: Mobile learning methods that promote innovativeness should be used in nursing education, instructors involved in hands-on training should promote themselves, and active learning methods should be used more effectively.

13.
Pandeminin Erken Döneminde Hemşirelik Öğrencilerinin COVID-19’dan Korunma Davranışları, Bilgi Algıları ve Psikolojik Etkileri
Nursing Students’ Protective Behaviors towards COVID-19, their Perception of Information, and the Psychological Effects in the Early Stages of the Pandemic
Kübra Pınar Gürkan, Burcu Cengiz
doi: 10.54304/SHYD.2022.66934  Sayfalar 261 - 271
Amaç: COVID-19 küresel salgını nedeniyle ölüm riskinin yanında tüm insanlar üzerinde psikolojik etkileri de olmuştur. Bu çalışmada, hemşirelik öğrencilerinin COVID-19’dan korunma davranışları ve salgının psikolojik etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Bu çalışmada kesitsel ve tanımlayıcı bir tasarım kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye’deki 685 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur.
Bulgular: Öğrencilerin COVID-19’a ilişkin haberleri sosyal medya ve TV üzerinden takip ettikleri ve bilgi algılarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Kız öğrencilerin kaygı düzeyleri yüksek bulunmuştur ve ailesinde kronik hastalığı olanların olmayanlara göre salgından psikolojik olarak daha fazla etkilendiği görülmüştür. Ailedeki kronik hastalığı olan birey sayısı arttıkça kaygıda artma olduğu, öğrencilerin salgının erken dönemindeki sosyal mesafe ve maske kullanımı gibi koruma davranışlarını gösterdikleri saptanmıştır.
Sonuç: Geleceğin hemşireleri sağlığı sisteminde önemli bir meslek grubu olarak sağlığın korunması, geliştirilmesinde ve hastalıkların tedavisinde yer alacaktır. Salgın sırasında ruh sağlığı ve psikolojik gereksinimlerin belirlenmesi, salgın yönetim sürecine büyük katkı sağlayacaktır.
Aim: The pandemic has psychological effects on all people and the risk of death due to COVID-19. Future nurses are expected to be as prepared as possible for public health emergencies such as the pandemic. This study was conducted to determine nursing students’ protective behaviors from COVID-19 and the psychological effects of the pandemic.
Method: A descriptive and cross-sectional design was used in this study. The sample of the study consisted of 685 nursing students in Turkey.
Results: The students followed the news about COVID-19 on social media and TV, and their perception of information was moderate. The anxiety levels of female students were higher, and those with a family history of chronic diseases were more psychologically affected by the pandemic than those who did not. As the number of individuals with chronic diseases in the family increased, anxiety levels also increased. It was determined that students showed protective behaviors such as social distance and mask use in the early stages of the pandemic.
Conclusion: Nurses of the future will be involved in protecting and promoting health and treating illness as an important professional group in the health care system. Identifying mental health and psychological needs during the pandemic will be an important contribution to the management of the pandemic.

14.
Vardiyalı Çalışan Hemşirelerin İş Yaşam Kalitelerinin ve İş Aile Çatışmasının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi
Investigation of Work-Life Quality and Work-Family Conflict of Nurses Working in Shifts in Terms of Some Variables
Ferhat Daşbilek, Özlem Doğan Yüksekol, İlksen Orhan
doi: 10.54304/SHYD.2022.75436  Sayfalar 272 - 284
Amaç: Bu araştırma, vardiyalı çalışan hemşirelerin iş yaşam kalitelerinin ve iş aile çatışmasının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tasarımdaki bu çalışma, 735 hemşirenin çalıştığı bir üniversite hastanesinde, çalışmaya katılımda gönüllü 507 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, “Kişisel Tanıtım Formu, İş Aile Çatışması Ölçeği ve Çalışanlar için İş Yaşam Kalitesi Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan çevrim içi anket ile toplanmıştır. Veri analizinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey analizi kullanılmıştır. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Eta kare(η2) ve Cohen(d) katsayıları kullanılmıştır.
Bulgular: Hemşirelerin; %74’ü lisans mezunu, %52’si evli ve %90,1’i vardiya sistemiyle çalışmaktadır. Hemşirelerin iş yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 28,578±5,700 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin iş aile çatışması ölçeği puan ortalaması 20,282±2,909 olarak bulunmuştur. Tükenmişliğin iş aile çatışması düzeyini arttırdığı saptanmıştır (ß=0,14). Hemşirelerin iş-aile çatışması puanları, hemşirelerin çalıştıkları klinik ile ilişkili olduğu belirlenmiştir (F=2,807; p<0,05; η2=0,027).
Sonuç: Hemşirelikte yaş ve çalışma süresi ilerledikçe mesleki doyumunun artığı, kadın hemşirelerin tükenmişlik, merhamet yorgunlukları ve mesleki doyumlarının erken hemşirelerden yüksek olduğu, vardiyalı çalışmanın iş aile çatışmasını ve tükenmişliği arttırdığı sonucuna varılmıştır. Tükenmişlik ve iş aile çatışması oranları yüksek olan hemşirelerde psikolojik destek verilmesi ve çalışma saatlerinin performansı artırmaya, tükenmişliği ve iş aile çatışmasını azaltma yönelik düzenlenmesi önerilmektedir.
Aim: This research aimed to determine the work-life quality and work-family conflict of nurses working in shifts.
Method: This cross-sectional study was conducted with 507 nurses working in a university hospital who volunteered to participate in the study, where 735 nurses were employed. Data were collected via an online questionnaire consisting of three parts. The questionnaire was formed by using the “Self Description Form, Work-Family Conflict Scale, and Quality of Work Life Scale.” Descriptive statistics, unpaired t-test, one-way analysis of variance (ANOVA), and Tukey test were used in data analysis. Eta squared (η2) and Cohen (d) coefficients were used to calculate the effect size.
Results: 74% of the nurses hold a bachelor’s degree, 52% are married, and 90,1% work shifts. The study findings specified that the average score of the nurses’ Quality of Work Life Scale was 28.578±5.700. The study findings specified that the average score of the nurses’ Work Family Conflict Scale is 20,282±2,909. It was determined that burnout increased the level of work-family conflict (ß=0,14). The Work-Family Conflict Scale scores of the nurses were related to the clinics where the nurses worked (F=2,807; p<0,05; η2=0,027).
Conclusion: It was concluded that as age and working time in nursing ascend, the rate of occupational satisfaction increases. Female nurses’ burnout, compassion fatigue, and occupational satisfaction are higher than male nurses. Shift pattern increases work-family conflict and burnout. It is recommended that nurses with high burnout and work-family conflict rates should be provided with psychological support, and working hours should be arranged to increase performance and reduce burnout and work-family conflict.

15.
COVID-19 Küresel Salgınında Hemşirelerin Etik Duyarlılıklarının Örgütsel Sessizliğine Etkisi
The Effect of Nurses’ Ethical Sensitivity on Organizational Silence in the COVID-19 Outbreak
Hilal Kuşcu Karatepe
doi: 10.54304/SHYD.2022.33255  Sayfalar 285 - 297
Amaç: Bu çalışma, COVID-19 pandemisinde etik duyarlılığın hemşirelerin örgütsel sessizliğine etkisini belirlemeyi amaçlamıştır.
Yöntem: Kesitsel tasarımdaki çalışma, Haziran-Ağustos 2020’de, Türkiye’de farklı sağlık kurumlarında çalışan, olasılıksız gelişigüzel örnekleme yoluyla seçilen 384 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Hemşirelerin sosyodemografik ve işle ilgili özellikleri, Etik Duyarlılık Ölçeği ve Örgütsel Sessizlik Ölçeği’ni kapsayan çevrimiçi anket kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21 paket programı kullanılarak tanımlayıcı, korelasyon ve doğrusal regresyon analizi ile analiz edilmiştir.
Bulgular: Etik duyarlılığın, genel örgütsel sessizlik üzerinde anlamlı ve olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir (β=,235; p<,001). Sessizlik alt boyutları; kabullenici ve toplum yararına sessizlik üzerinde anlamlı ve olumlu (sırasıyla β=,323; p<,001; β=,324; p<,001), savunmacı sessizlik üzerinde anlamlı ve olumsuz (β=-,269; p<,001) etkisi bulunmuştur.
Sonuç: Çalışmada, etik duyarlılığın örgütsel sessizliği önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir. Yönetici hemşirelere, hemşirelerin etik duyarlılıklarını geliştirmelerine katkı sağlamaları önerilmektedir.
Aim: This study aimed to determine the effect of ethical sensitivity on nurses’ organizational silence during the COVID-19 pandemic.
Method: The cross-sectional design study was conducted with 384 nurses who were selected by non-probability random sampling and working in different healthcare institutions in Turkey in June-August 2020. It was used an online survey including the Nurse socio-demographic and occupational characteristics, Ethical Sensitivity Scale and the Organizational Silence Scale. Data were analyzed with descriptive, correlation, and linear regression analysis using SPSS 21 package program.
Results: It was determined that ethical sensitivity significantly and positively affected general organizational silence (β=.235; p<.001). It had a significant and positive effect (β=.323; p<.001; β=.324; p<.001) on acquiescent and prosocial silence sub-dimensions, while it had significant and negative effect (β= -.269; p<.001) on defensive silence sub-dimension.
Conclusion: In the study, ethical sensitivity was found to have a significant impact on organizational silence. It is recommended that nurse managers contribute to the development of ethical sensitivity in nurses.

16.
Hemşirelerin Bireysel İş Yükü Algısı ile Bireyselleştirilmiş Bakım Algıları Arasındaki İlişki
The Relationship between Individual Workload Perception and Individualized Care Perceptions of Nurses
Kevser Pamuk, Pakize Özyürek
doi: 10.54304/SHYD.2022.56833  Sayfalar 298 - 310
Amaç: Bu çalışmada hemşirelerin bireysel iş yükü algısı ile bireyselleştirilmiş bakım algıları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır.
Yöntem: Araştırma 424 hemşire ile kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışma verileri “Hemşire Bilgi Formu”, “Bireysel İş Yükü Algı Ölçeği (BİYAÖ)” ve “Bireyselleştirilmiş Bakım Ölçeği-Hemşire A versiyonu (BBÖ Hemşire-A)” ile elde edilmiştir.
Bulgular: Hemşirelerin BİYA֒nden 3,50±0,67 ve BBÖ Hemşire-A Ölçeğinden ise ortalama puanları 3,48±0,82’dir. Hemşirelerin BİYA֒nin alt boyutları içinde en fazla meslektaş desteğinden ve en az ise yönetici desteğinden olumlu yönde etkilendikleri bulunmuştur. BBÖ Hemşire-A içinde en yüksek ortalama puana sahip alt boyut “klinik durum” (3.70±0.87) iken en düşük ortalama puana sahip alt boyut “kişisel yaşam durumu” (2.99±0.98) olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin bireysel iş yükü algısı ile bireyselleştirilmiş bakım algısı arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Hemşirelerin bireysel iş yükü algılarındaki bir birimlik artış, hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakım algılarında 0,447 birimlik bir artışa yol açacaktır.
Sonuç: Hemşirelerin bireysel iş yüklerine ilişkin algıları orta düzeyde olumlu bulunmuştur. Hemşirelerin bireysel iş yükü algıları ile bireyselleştirilmiş bakım algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Aim: The purpose of the study was to examine the relationship between nurses’ perceptions of individual workload and perceptions of individualized care.
Method: The study was a descriptive cross-sectional and conducted with 424 nurses. “Nurse Information Form”, “The Individual Workload Perception Scale (IWPS-R)”, and “the Individualized Care Scale: Nurse A version (ICS Nurse-A)” were used as data tools.
Results: The nurse’s IWPS-R score was 3.50±0.67, and the ICS- Nurse A was 3.48±0.82. The factor that contributed most to nurses’ positive perceptions of their workload was “peer support” and the factor with the least contribution was “manager support”. “Clinical situation” was the subscale with the highest mean score (3.70±0.87), and “personal life situation” was the subscale with the lowest score in ICS-Nurse A (2.99±0.98). The nurses’ perceptions of their workload and individualized nursing care were at moderately positive levels, and there was a significant correlation between them. The one unit increase in the individual workload’ perception of nurses would lead to a 0.447 unit increase in their perception of individualized care.
Conclusions: Nurses’ perceptions of individual workload were rated as moderately positive. There was a statistically significant relationship between perceived individual workload and individual nursing care.

17.
Hemşirelerin Bireysel ve Mesleki Özellikleri ile Mesleki Karar Pişmanlıklarının İşten Ayrılma Niyetlerine Etkisi
The Effect of Nurses’ Individual and Professional Characteristics and Career Decisions Regrets on Turnover Intention
Leyla Afşar Doğrusöz, Şehrinaz Polat, Tuğba Yeşilyurt, Nilgün Göktepe
doi: 10.54304/SHYD.2022.20591  Sayfalar 311 - 321
Amaç: Bu çalışmanın amacı, hemşirelerin bireysel ve mesleki özellikleri ile mesleki karar pişmanlıklarının işten ayrılma niyetine etkisini incelemektir.
Yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı bir tasarımda yapılan çalışma, İstanbul’da bir üniversite hastanesinde yapılmıştır. Araştırmanın yapıldığı hastanede1324 hemşire görevli olup çalışmaya katılmaya istekli olan 415 hemşire ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, hemşire tanıtıcı bilgi formu, “Mesleki Karar Pişmanlığı Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği” olmak üzere üç bölümden oluşan anket formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve çoklu regresyon (stepwise) analizleri kullanılmıştır.
Bulgular: Hemşirelerin işten ayrılma niyeti ölçeği puan ortalaması 2,33 ± 1,10 ve mesleki karar pişmanlığı ölçeği toplam ortalama puanı 71,08 ± 24,43 olarak belirlenmiştir. Regresyon analizinde, hemşirelerin işten ayrılma niyetinin medeni durum ve mesleki karar pişmanlığından etkilendiği saptanmıştır (R2=%19,5; p<,001).
Sonuç: Araştırmanın sonuçları, hemşirelerin işten ayrılma niyetlerinin medeni durum ve mesleki karar pişmanlığından etkilendiğini ortaya koymaktadır. Politika yapıcılar tarafından üniversite/meslek seçimi öncesinde öğrenciler için mesleki karar verme konusunda bilgilendirme ve kariyer danışmanlığı hizmetleri gibi erken müdahale programlarını düzenlenmeye yönelik ulusal stratejiler belirlenmelidir. Ayrıca kurum yöneticileri tarafından da hemşirelerin mesleki karar pişmanlıklarından dolayı işten ayrılma olasılıklarına karşın hemşire refahını, empatiyi ve mesleki gelişimini desteklemeye ve çalışma ortamını iyileştirmeye yönelik stratejileri benimsemeleri önerilir.
Aim: The aim of this study is to examine the effects of nurses’ individual and professional characteristics and regret about their career decision on their turnover intention.
Method: This cross-sectional and descriptive study was conducted with 415 nurses working in a university hospital, where 1324 nurses were employed and volunteered to participate. The data were collected with a questionnaire consisting of three parts. The questionnaire consisted of the nurse introductory information form, the Career Decision Regret Scale, and the Turnover Intention Scale. Descriptive statistics, correlation and multiple regression (stepwise) analyses were used in the data analysis.
Results: The mean score of the nurses’ turnover intention scale was determined as 2.33 ± 1.10 and the total mean score of the career regret scale was 71.08 ± 24.43. In the regression analysis, the conclusion was that the turnover intention was affected by marital status and career decision regret (R2=19.5%; p<,001).
Conclusion: The results of the study show that nurses’ turnover intention is influenced by marital status and regret about the career decision. Policymakers should establish national strategies for organizing early intervention programs, such as informing students about career choices and career counseling services before choosing a university/occupation. Additionally, it is recommended by the institution managers to adopt organizational strategies to support nurse welfare, empathy, and professional development, and to improve the working environment, despite the possibility of nurses leaving the job due to professional decision regrets.

18.
Yoğun Bakımlarda Karşılanmayan Hemşirelik Bakımı ve Etkileyen Etmenlerin İncelenmesi
An Analysis of Missed Nursing Care in Intensive Care Units and Influencing Factors
Handan Kartal, Tuğçe Çamlıca, Ali Özkan
doi: 10.54304/SHYD.2022.75547  Sayfalar 322 - 333
Amaç: Bu araştırma, bir üniversite hastanesinin yetişkin yoğun bakımlarında karşılanmayan hemşirelik bakımını ve bu duruma etki eden etmenlerin neler olduğunu belirlemeyi amaçlamaktadır.
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel desende gerçekleştirilen bu çalışma, bir üniversite hastanesinin yetişkin yoğun bakımlarında çalışan 78 hemşire ile yürütülmüştür. Araştırma verileri; “Kişisel Bilgi Formu ve Karşılanmayan Hemşirelik Bakım Hizmetleri Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmamızın verileri IBM SPSS 25.0 programıyla değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin (ortalama, standart sapma, frekans) yanı sıra, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.
Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına göre iş gücü kaynağı alt boyutunun hemşirelerin yoğun bakımda çalışma süresine göre farklılık gösterdiği bulunmuştur (U: 989,50, p<0,05). Bulgulara göre en fazla (her zaman verilmiyor) karşılanmayan bakım hizmetlerinin kendileri beslenebilen hastaların yemeklerinin hazır edilmesi (%60,3), en az (uygun değil) karşılanmayan bakım hizmetlerinin ise hastanın aldığı çıkardığının izlenmesi (%48,7) olduğu belirlenmiştir. Ayrıca karşılanmayan bakım hizmeti nedeninin en fazla çalışan personel sayısının yetersizliğinden (%84,6) kaynaklandığı belirlenmiştir.
Sonuç: Yoğun bakımlarda çalışan hemşirelerin, hasta girişimlerini önceliklere göre belirledikleri, acil ya da kesinlikle yapılması gerektiğini düşündükleri hemşirelik uygulamalarını yaptıkları ve diğer uygulamaları erteledikleri görülmüştür. Sağlık çalışanı ve diğer destek personel sayısının yetersizliği ile hasta sayısındaki ani artışın ya da çalışılan birimdeki iş yoğunluğunun ise karşılanmayan hemşirelik bakım gereksinimlerinin önemli nedenleri arasında olduğu belirlenmiştir.
Aim: This study aimed to investigate the missed nursing care in an adult intensive care unit at a university hospital and the factors that influenced nursing care planning.
Method: This study was designed as a descriptive cross-sectional study and was conducted with 78 nurses working in the adult intensive care unit of a university hospital. The study data were collected with a Personal Information Form and the Misscare Scale. The study data were analyzed with IBM SPSS 25.0, and the data were assessed with descriptive statistical methods (mean, standard deviation, frequency) and Mann-Whitney U and Kruskal Wallis test.
Results: The study results suggested that the labor resource subdimension indicated differences depending on the duration of service in intensive care units (U: 989.50, p<0.05). The results also pointed out that the most frequently missed nursing care service (not always) was noted to prepare the food for self-nourishing patients (60.3%) and the least frequently missed nursing care service was found to follow up the input and the output of the patients (48,7%). It was also reported that the major cause of missed nursing care services was the lack of nursing staff in the unit (84.6%).
Conclusion: In light of the study results, it was concluded that nurses working in intensive care units prioritized certain care interventions. In other words, they prioritized services they considered urgent or necessary and missed other care interventions. It was additionally found that the major causes of missed nursing care services were the lack of nursing staff and other employees and a sudden increase in the number of patients or the density of patients in intensive care units.

DERLEME
19.
Hemşirelerin Hasta Güvenliğine Yönelik Tutumlarını Etkileyen Etmenler: Sistematik Derleme
Factors Affecting Nurses’ Attitudes Towards Patient Safety: Systematic Review
Gülhan Erkuş Küçükkelepçe, Sevda Arslan Şeker
doi: 10.54304/SHYD.2022.53244  Sayfalar 334 - 348
Amaç: Bu çalışma, ulusal bilimsel yayında hemşirelerin hasta güvenliğine yönelik tutumlarını etkileyen etmenleri incelemek amacıyla yayınlanmış araştırmaların, sistematik biçimde incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Yöntem: Bu çalışma sistematik bir inceleme olarak yapılmıştır. Bu çalışmada, Google Akademik, Dergi Park Akademik, Ulakbim, EBSCO Host ve Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında ‘hemşire’, ‘hasta güvenliği’ ve ‘hasta güvenliği tutumu’ anahtar sözcükleri kullanılarak tarama yapılmıştır.
Bulgular: Araştırmada dâhil edilme kriterlerini karşılayan 11 makale incelenmiştir. Araştırmada incelenen yayınların hepsinin tanımlayıcı tipte olduğu, %72,7’sinin yüksek lisans tezi olduğu, %45’inin 2019 yılında yayınlandığı, örneklem sayısının 28 ile 380 arasında değiştiği görülmüştür. Araştırmada incelenen yayınlarda, hemşirelerin hasta güvenliği tutumlarının yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi gibi kişisel durum değişkenlerine göre farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca çalışma yılı, çalışılan birim, çalışılan vardiya, haftalık çalışma saati, güvenlik raporlama sistemini kullanma, hata raporlamada yönetim desteği alma gibi çalışma yaşamı ile ilgili özelliklere göre hasta güvenliği tutumunun değişiklik gösterdiği bulunmuştur.
Sonuç: Araştırma sonuçları, hasta güvenliği ile ilgili bilimsel kanıtlara dayalı bilgi üretmenin ve hemşirelik uygulamalarını geliştirmenin gerekliliğini ortaya koymuştur.
Aim: This study systematically reviewed studies published in the national literature to examine factors influencing nurses’ attitudes toward patient safety.
Method: This study was a systematic review. The databases Google Scholar, Dergi Park Akademik, Ulakbim, EBSCO Host, and National Thesis Center were searched using the terms “nurse,” “patient safety,” and “patient safety attitude”.
Results: Eleven articles that met the criteria for inclusion were examined. All of the publications analyzed in the study were found to be descriptive, 72.7% were master’s theses, 45.5% were published in 2019, and sample sizes ranged from 28 to 380. In a significant portion of studies, the average score for patient safety attitude has been found to be moderate. In the study’s literature review, it was determined that nurses’ attitudes toward patient safety vary according to sociodemographic variables such as age, gender, marital status, and level of education. In addition, it was discovered that the patient safety attitude varies based on characteristics related to the working environment, such as the working year, the unit worked, shifts worked, weekly working hours, use of the security reporting system, and management support for error reporting.
Conclusion: The research findings revealed the importance of generating information and developing nursing practices based on scientific evidence regarding patient safety.



 
  

LookUs & Online Makale