MAIN PAGE | SOCIETY  | TÜRKÇE
Journal of Health and Nursing Management: 4 (3)
Volume: 4  Issue: 3 - 2017
Hide Abstracts | << Back
RESEARCH ARTICLE
1.A research on leadership behaviors of nurse managers working in public hospitals
Nihal Ünaldı Baydın, İbrahim Topçu, Hanife Tiryaki Şen, Nimet Ateş, Binnur Erdem, Aytolan Yıldırım
doi: 10.5222/SHYD.2017.089  Pages 89 - 97
GİRİŞ ve AMAÇ: Yönetici hemşirelerin liderlik özellikleri, hemşirelik hizmetlerinin kalitesi açısından son derece önemlidir.
Amaç: Bu araştırma, kamu hastanelerinde çalışan yönetici hemşirelerin demografik özellikleri ve algıladıkları kendi liderlik davranışlarının belirlenmesi amacı ile gerçekleştirildi.


YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırmanın evrenini Türkiye'de bulunan 100 yatak ve üzeri Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinde çalışan yönetici hemşireler oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmeden evrenin tamamına ulaşılmaya çalışıldı. Toplam 741 kişiden elde edilen veriler ile analizler gerçekleştirildi. Veri toplama aracı olarak Yönetici Hemşire Bilgi Formu ve Liderlik Davranışı Ölçeği kullanıldı.
BULGULAR: Yönetici hemşirelerin çoğunluğunun Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalıştığı (%93,7), 42 yaş ve üzerinde (%41,7) ve mesleklerinin hemşire olduğu (%87,7), mesleği ebe olup yönetici hemşirelik yapanların da bulunduğu (%12,3), eğitimlerinin ön lisans düzeyinde olduğu (%56,7) olduğu saptandı. Yönetici hemşirelerin, Liderlik Davranışı Ölçeği’nden 6,08±0,57 gibi yüksek bir ortalama puan, sırasıyla takım oyunu (6,51±0,64), süreci izleme (6,40±0,76), izleyici kazanma (6,37±0,63) alt boyutlarından da en yüksek ortalama puan aldıkları belirlendi. Ayrıca en düşük puan ortalamasını vizyon yaratma (5,34±0,81) alt boyutundan aldıkları da belirlendi. Yönetici hemşirelerin kişisel ve mesleki değişkenlerine göre ölçekten aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Hastanelerde çalışan yönetici hemşirelerin kendilerini lider olarak gördükleri, takım oyunu, yapılan işlerin takibi ve çalışanların kendisine saygı ve sempati duymasını sağlamada kendilerini başarılı buldukları ancak vizyon yaratmada kendilerini yetersiz algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır.
INTRODUCTION: Leadership characteristics possessed by the nurse managers are highly significant with the quality of the nursing services.
This study has been conducted for the purposes of identifying the demographic characteristics and perceived their leadership behaviors of the nurse managers working at the public hospitals.

METHODS: The population of the study is descriptive type of the Ministry of Health in Turkey and the university hospitals of 100 beds or more employees consisted of executives nurses who staff. Without going on the choice of whole sample can be allowed to reach a total sample. The data obtained from a total of 741 individuals were included in the analysis. As a tool for data collection is used Nurse Manager Information Form and Leadership Behaviour Scale.
RESULTS: The majority of nurse managers working in Ministry of Health hospitals participating in the study (93.7%), 42 years and over (41.7%), and that the nurse profession (87.7%), those who nurse managers, including the profession of midwife (12.3%), associate's degree level of education is (% 56.7), profession. Nurse managers, Leadership Behavior Scale the sum of the average score was 6.08 ± 0: 57, respectively, the highest average score from the first three sub-dimensions, the team game (6.51 ± 0.64), the process of tracking (6.40 ± 0.76), the viewer gain (6.37 ± 0.63) respectively. It was determined that there was a significant statistically difference in between average scores of nurse managers which were scored scale according to personal and professional variables of nurse managers.
DISCUSSION AND CONCLUSION: It has been concluded that nurse managers working at hospital considered themselves as a leader, successful about team play, pursuing works done, mentoring respect and sympathy from staff but perceieved themselves inefficient about creating vision.

2.Evaluation of Nursing Profession within The Scope of professionalazation in Turkey and The Process of Harmonization to The European Union: A Qualitative Study
Bilgen Özlük, Haydar Sur
doi: 10.5222/SHYD.2017.098  Pages 98 - 106
GİRİŞ ve AMAÇ: Profesyonellik, mesleki değerleri ve bağlılığı vurgulayan bir kavramdır. Mesleki profesyonellik ise, mesleğin standartlarının oluşturulmasında ve kaliteli bakım sunulmasında yer alan önemli bir olgudur. Bu çalışma, Türkiye’de hemşirelik mesleğinin profesyonelleşmesi ve Avrupa Birliği (AB)’ne uyum sürecinde hemşirelikte profesyonelleşmeyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma niteliksel bir çalışma olup, amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye’deki üniversitelerin hemşirelik bölümlerinden öğretim üyeleri, hastanelerin hemşirelik hizmetleri müdürleri ve AB konusunda uzman toplam 15 kişi oluşturmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme yöntemiyle toplanmıştır.
BULGULAR: Türkiye’de hemşireliğin henüz profesyonellik ölçütlerine göre bir meslek olarak kabul edilmediği belirlendi, Mesleki eğitim düzeyindeki çeşitlilik, istihdam tiplerinde görülen farklılıklar, mesleki otonomi ve örgütlenme düzeylerinin düşüklüğü mesleğin profesyonelleşme sürecindeki temel sorunları olduğu ve AB ölçütlerinin, itici bir güç olarak hemşirelik mesleğindeki profesyonelleşmenin gelişmesi adına olumlu olacağı saptandı. Hemşirelikte profesyonelleşmeye ilişkin değerlendirme, örgütlenme, eğitim, otonomi alt temaları altında toplandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, Türkiye’de hemşirelik mesleğinin profesyonellik sürecinin hala devam ettiği ve AB ye uyum standartlarının bu süreci hızlandırma adına itici güç olacağı ortaya konmuştur.
INTRODUCTION: Professionalism is a concept that emphasizes occupational values and commitment. Profession professionalism is a significant phenomenon which has roles in establishing the standards of the occupation and providing high quality care. This study was conducted with the purpose of investigating professionalization of the occupation of nursing in Turkey and the European Union (EU) harmonization process.
METHODS: While the study is a qualitative one, purposive sampling was used. Study group of research consisted of total 15 person faculty members from nursing departments of universities in Turkey, nursing services managers of hospitals and EU experts. The data were collected using the semi-structured in-depth interview method.
RESULTS: It was determined that: nursing is not yet seen as an occupation in Turkey based on criteria of professionalism; fundamental problems in professionalization of the occupation are the variety of occupational education levels, differences seen in types of employment, and low levels of occupational autonomy and organization, and EU criteria will have positive effects as a driving force on the development of professionalization in the occupation of nursing.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In conclusion, it was established that the professionalization process of the occupation of nursing is still in progress in Turkey, and EU harmonization standards will be a driving force to accelerate this progress.

3.Gossip” in Organizational Communication Between Nurse, Doctor and Dentist Academicians
Serap Altuntaş, Özlem Şahin Altun, Rahşan Çevik Akyıl
doi: 10.5222/SHYD.2017.107  Pages 107 - 116
GİRİŞ ve AMAÇ: Örgütlerde önemsenmeyen, görmezlikten gelinen, hatta engellenmeye çalışılan dedikodunun en iyi örgütlerde bile tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir. Bu nedenle yöneticilerin bunu bastırmaya çalışmak yerine kontrol altında tutarak, olumlu etkilerini artıracak şekilde yönetmeleri büyük önem taşımaktadır.
Araştırma, örgütsel iletişimde dedikodunun akademisyenler tarafından kullanılma durumunu belirlemek amacıyla tanımlayıcı tasarımda gerçekleştirilmiştir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma, bir kamu üniversitesine bağlı olarak insan sağlığı ile ilgili eğitim yapan tıp, diş hekimliği ve hemşirelik alanındaki akademisyenler (n= 177) üzerinde yapılmıştır. Verilerin toplanmasında, araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak oluşturulan bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma için etik kurul onayı ile yazılı resmi izinler alınmıştır. Veriler bilgisayar ortamında Statistical Package for the Social Sciences for Windows 20.0 programı ile frekans ve yüzde dağılımı testleri ile analiz edilmiştir.
BULGULAR: Verilerin değerlendirilmesi sonucunda akademisyenlerin genel olarak arkadaşlarıyla, kızgınlık hissettiklerinde, yüz yüze, bilgi paylaşmak amacıyla, çalışma koşulları ile ilgili konularda dedikodu yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca dedikodu yaptıktan sonra vicdan azabı çektikleri / iç gerginlik yaşadıkları ve bir daha dedikodu yapmamaya çalıştıkları, ancak streslerinin azaldığı, kendilerine güvenin arttığı, rahatladıkları da saptanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonuçları sağlık alanındaki akademisyenlerin dedikoduyu kullanma oranının düşük olduğunu göstermiştir.
INTRODUCTION: Although gossip is ignored or seen as unimportant, efforts are still made to prevent it, but it is cannot be eliminated entirely even in the best organizations. It is important that managers should manage gossip to maximize its positive effects, by controlling it, rather than trying to suppress it.
This descriptive study was conducted to determine whether the gossip used in organizational communication by academicians.
METHODS: This research was conducted with nursing, dentistry and medicine academicians that offers education about human health at a public university (n=177). A survey form developed by the researchers after a review of the literature was used for data collection. The ethics committee's consent and written official permissions were obtained for the study. The data were analyzed using frequency and percentage distribution tests and Statistical Package for the Social Sciences 22.0 software.
RESULTS: The data analysis determined that academicians generally gossip about working conditions and to share information. They gossip with their friends, when they feel angry, and they do so face to face. It was also determined that they feel remorse and internal stress and try not to gossip again, yet their stress levels fall, their self-confidences increases and they feel relieved after they gossip.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Findings showed that the rate of use of that health education academics rumors appeared to be low.

4.Assessment of Learned Resourcefulness, Self-Efficacy and Hope Levels of Nursing Students: A Case Study Tekirdağ
Şebnem Bilgiç, Münire Temel, Ülfiye Çelikkalp
doi: 10.5222/SHYD.2017.117  Pages 117 - 126
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışma hemşirelik öğrencilerinin öğrenilmiş güçlülük, öz yeterlilik ve umut düzeylerini, etkileyen faktörleri ve birbirleriyle olan ilişkisini ortaya koymak amacıyla planlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı tipte olan 2015-2016 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinin hemşirelik bölümünde okuyan 353 öğrenci ile gerçekleştirildi. Veriler Genel Bilgi Formu, Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (RÖGÖ), Genellenmiş Özyetkinlik Beklentisi Ölçeği (GÖBÖ) ve Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) kullanılarak toplandı, tanımlayıcı ve karşılaştırmalı analizler kullanılarak değerlendirildi. Ölçekler arası ilişki korelasyon analizi ile belirlendi.
BULGULAR: Öğrencilerin yaş ortalaması 20,87± 1,88 idi. Öğrencilerin RÖGÖ puan ortalaması 126,44±16,50, GÖBÖ puan ortalaması 28,58±5,79 ve SUÖ puan ortalaması ise 25,21±3,27 idi. Travmatik bir olay yaşadığını ifade eden öğrencilerin RÖGÖ, GÖBÖ ve SUÖ puan ortalamaları diğer öğrencilere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Ailesinde şiddetli kavga, tartışma yaşamadığını belirten öğrencilerin RÖGÖ ve GÖBÖ puan ortalamaları diğer öğrencilere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0,05). Ölçekler arasındaki ilişki incelendiğinde SUÖ ile RÖGÖ ve GÖBÖ arasında pozitif yönde orta düzeyde, RÖGÖ ve GÖBÖ arasında ise pozitif yönde zayıf düzeyde ilişki saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmanın sonucunda, hemşirelik öğrencilerinin travmatik olaylar ve aile içi şiddetli kavga ve tartışma deneyimlemelerinin özyeterlilik, umut ve öğrenilmiş güçlülük üzerinde önemli etkisi olduğu görüldü. Öğrencilerin öğrenilmiş güçlülük düzeyleri arttıkça umut ve özyeterliliklerinin de arttığı anlaşıldı.
INTRODUCTION: This study aimed to reveal learned resourcefulness, self-efficacy and hope levels of nursing students, the relationship among the levels, and the factors affecting these levels.
METHODS: This descriptive research was realized with 353 students who were a Department of Nursing of a state University within the spring semestre during the Academic Year of 2015-2016. Data was collected through General Information Form, Rosenbaum Learned Resourcefulness Scale (RLRS), General Self-Efficacy Scale (GSE), and Dispositional Hope Scale (DHS) and was evaluated by using descriptive and comparative analysis. Inter-scale relationship was determined through correlation analysis.
RESULTS: The average age of undergraduates was 20.87±1.88. The average scores of undergraduates were determined to be 126.44±16.50, 28.58±5.79, and 25.21±3.27 for RLRS, GSE and DHS respectively. Average scores of RLRS, GSE and DHS were found out to be significantly higher (p<0,05) for those who have experienced a traumatic incident. The average of RLRS, GSE and DHS scores were determined to be significantly higher (p<0,05) for undergraduates who have not experienced severe arguments and fights in their families. When the relationship of DHS, RLRS, and GSE was analysed, it was found out that there was a positively moderate level of relationship among them, whereas the relationship between RLRS and GSE was determined to be a positively low level relationship.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The result of this study revealed that experiencing traumatic incidents and severe inter-family arguments and fights had a significant effect on learned resourcefulness, self-efficacy and hope levels for undergraduate nursing students. It was also found out that the higher their learned resourcefulness level is, the more their self-efficacy and hope levels increase.

5.Opinions of Senior Students of a Vocational Health High School about Profession of Nursing
Gül Dikeç, Sinem Karakurt, Aylin Bayram, Büşra Zeybek, Dilek Dağlı
doi: 10.5222/SHYD.2017.127  Pages 127 - 135
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma İzmir ilinde sağlık meslek lisesi öğrencisinin hemşirelik mesleğine yönelik düşüncelerini belirlemek amacıyla yapıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın verileri 20 Mart-10 Nisan 2016 tarihleri arasında, İzmir ilinde bulunan üç mesleki ve teknik anadolu lisesinde toplandı. Araştırmaya toplam 246 sağlık meslek lisesi son sınıf öğrencisi katıldı. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından literatür taranarak hazırlanan öğrencilerin sosyodemografik özelliklerini ve hemşireliğe ilişkin düşüncelerini belirleyen toplam 32 sorudan oluşan anket formu kullanıldı
BULGULAR: Araştırmaya katılan öğrencilerin %66,4’ünün sağlık meslek lisesini isteyerek seçtikleri saptandı. Öğrencilerin hemşirelik mesleğini seçme nedenleri incelediğinde %45.3’ünün iş imkanı, %9.3’ünün mesleğin sağlık alanında olması, %7,3’ünün puan durumunun uygun olması, %7,7’sinin insanlara yardımı sevme, % 6,5’inin çevre tavsiyesi %6,1’inin gelişime açık meslek olması nedeniyle mesleği seçtiklerini görüldü. Öğrencilerin %38,9’u ilerde hemşirelik mesleğini yapmak istemediği, %34,8’inin kararsız olduğu, %42,9’unun lisans eğitimine devam etmek istemedikleri saptandı. Öğrencilerin mesleğini sevme durumları incelendiğince, %49’unun mesleği sevdikleri, %17’sinin sevmediği, %34’ünün kararsızım yanıtını verdiği görüldü.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma sonucunda hemşirelik mesleğini seven öğrencilerin hemşirelik mesleğine yönelik daha olumlu düşüncelere sahip oldukları, mesleği daha profesyonel buldukları ve bu alanda gelecekte eğitim ve çalışma ile ilgili planlarının oldukları belirlendi.
INTRODUCTION: This study was conducted in order to determine the opinions of senior students of the nursing department of a vocational health high school in İzmir about the profession of nursing.
METHODS: Research data were collected from three vocational and technical anatolian high schools in İzmir from 20 March to 10 April 2016. In total, 246 senior students took part in the research. In the collection of the data, the questionnaire form which consists of 32 questions concerning the socio-demographic features of the students and their opinions about the profession of nursing and were developed by the researchers.
RESULTS: It was determined that 66.4% of the students participating in the research chose the vocational health high school intentionally. When the reasons of the students to choose the school were examined, it was seen that 45.3% of them chose for employment opportunities, 9.3 % of them chose since it was in the health sector, 7.3% of them chose because of the score suitability, 7.7% of them chose since they are fond of helping people, 6.5% of them chose due to the suggestions of the people around and 6.1% of them chose by considering it to be open to development. It was determined that 38.9% of the students did not want to pursue the profession of nursing, 34.8% of them were hesitant and 42.9% of them were reluctant to continue with the undergraduate education. When whether or not the students love the profession was examined, it was determined that 49% of them love the profession, 17% of them do not love the profession and 34% of them are hesitant.
DISCUSSION AND CONCLUSION: As a result, it was determined that the students who love nursing have more positive thoughts about the nursing, they found nursing more professional, and they have future plans for education and working.

REVIEW
6.Nurses' decision making authority and position in medical intervention
Füsun Terzioğlu, Fatma Uslu Şahan
doi: 10.5222/SHYD.2017.136  Pages 136 - 142
Sağlık hizmetleri toplum hayatının vazgeçilmez, geciktirilemez, ertelenemez ve ihmal edilemez en temel ihtiyaçlarından biridir. Hemşireler, sağlık hizmetlerinin sunumu esnasında, tedavi hizmetinin yürütümünde ve sonrasında bireylerin neredeyse en yakını olabilen sağlık profesyonelleridir. Bu nedenle hemşireler, sağlık hizmeti sunumunda hasta bakımı ile ilgili tıbbi müdahalelere karar verebilecek ya da bu müdahalelerin kararlarına ortak olmalarını gerektirebilecek birçok durumla karşılaşabilmektedir. Bu derlemenin amacı hemşirelerin tıbbi müdahalelerdeki karar verme yetkisini yasa ve yönetmelikler doğrultusunda incelemek, tıbbi müdahalede hemşirenin konumunu ve hukuki sorumluluğunu tartışmaktır.
Health care services are one of the most basic, indispensable, non-postponable, and non-negligible needs of community life. Nurses are health professionals who are most likely to be close to the individual during the delivery of health services, during and after the treatment service. For this reason, the nurses may face many situations that may decide on medical interventions related to patient care in health care delivery or may require them to be part of the decisions of this medical interventions. The aim of this article is to examine the nurses' decision-making authority in medical interventions in accordance with laws and regulations, to discuss the position and legal responsibility of the nurse in medical intervention.

7.Emotional Labor Behavior of Nurses
Seda Değirmenci Öz, Ülkü Baykal
doi: 10.5222/SHYD.2017.143  Pages 143 - 147
Çalışma yaşamında duygulara olan ilgi son yıllarda hızlı bir şekilde artış göstermiş olup duygulardan yoksun bir çalışma yaşamı düşünülemez. Özellikle insan unsurunun ön planda olduğu mesleklerde duyguların yoğunluğu daha da fazla hissedilmektedir. Hemşirelik hizmetlerinin, günümüzün hızlı değişim koşullarında, karmaşık teknoloji, aşırı iş yükü ve yoğun insan ilişkileriyle karşılaşması, sorumluluk ve yetki alanlarının genişlemesine yol açmaktadır. Sağlık ve hemşirelik hizmetlerinde yaşanan değişim ve gelişmeler, hemşirelerin duygularının farkında olabilen, duygularını yönetebilen, empati kurabilen, etkin iletişim kuran ve duygusal emek davranışının farkında sağlık çalışanı olmalarını giderek daha zorunlu hale getirmektedir. Örgütlerin, çalışanların duygularını, duygusal tepkilerini ve gösterimlerini şekillendirmeye yönelik çabaları, duygusal emek kavramının örgütsel davranış alanında önem kazanmasına neden olmuştur. Duygusal emek davranışının, özellikle bir hizmet sektörü olarak hemşirelik hizmetleri açısından da büyük önem taşıması nedeniyle bu makalede, kavramın açıklanarak, hemşireler ve yöneticiler açısından önemine değinilmeye çalışılmıştır.
Interest in emotions in working life has increased rapidly in recent years and a working life lacking emotions is unthinkable. The intensity of emotions is felt even more in the professions where the human element is the for runner. It leads to the expansion of responsibility and jurisdiction of nursing services in today's rapid change conditions, complex technology, extreme work load and intense human relations. These changes and developments require that nurses be aware of their emotions, manage their empathy, empathize, communicate effectively and become health professionals aware of emotional labor behavior. The efforts of organizations to shape their emotions and emotional impressions of their employees have caused the concept of emotional labor to gain importance in the field of organizational behavior. Particularly because emotional labor behavior is of great importance in terms of nursing services group, this concept has been tried to be explained.



 
Copyright © 2014 SHYD. Journal of Health and Nursing Management, All rights reserved.

LookUs & Online Makale